|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER
![]() ![]()
HABER ARA![]() EN ÇOK OKUNANLAR![]()
![]() |
Mineraller ve Mineral Eksiklikleri ve Akut Selenyum Zehirlenmeleri
1- Mineraller ve Mineral Eksiklikleri 1- Mineraller ve Mineral Eksiklikleri Mineraller ve Mineral Eksikliği konularını incelerken öncelikle bu elementlerin fonksiyonları, eksiklik belirtileri ve bulunduğu kaynaklar üzerinde durmak gerekiyor. Akut selenyum zehir-lenmeleri 2. Bölümde ele alınacaktır. Aşağıda Makro elementleri (Mineraller) ve iz elementleri görmektesiniz. Makro elementler: Vücutta daha çok bulunurlar. Bundan dolayı makro elementler denilmekte-dir. Kalsiyum, Fosfor, Potasyum, Sodyum, Klor, Kükürt, Magnezyum gibi. İz elementler: Vücutta daha az, mikro değerde olarak bulunurlar. Bundan dolayı mikro, iz ele-mentler denilmektedir. Demir, Çinko, Bakır, Molibden, Selenyum, İyot, Manganez, Kobalt gi-bi. Kalsiyum (Ca): Fonksiyonlar: Bazı mineraller vücudun çeşitli organlarının, kemik ve diş gibi sert dokuların yapı taşlarından-dır. Mineraller hücre çalışmasında gereklidir. Sağlıklı kemiklerin ve dişlerin oluşumunda, kasların kasılması, sinir uyarımı stimülasyonu, kanın pıhtılaşması, enzim aktivasyonu, hücre zarlarında iyonların taşınması, kalp ritminin ko-runması ve hormon salgılanması için gereklidir. Kalsiyum yaklaşık olarak % 99 oranında ke-mik ve dişlerde mevcuttur. Yumurtacı tavuklar yumurta kabukları üretimi için önemli miktarda Ca’a ihtiyaç duyarlar. Eksiklik belirtileri: Raşitizm (genç hayvanlarda). Osteoporoz (büyük hayvanlar). Süt ateşi dediğimiz hastalık (Hipokalsemi) kalsiyum eksikliği ile ilişkili bir hastalıktır. Yumurtlayan tavuklarda, ince ka-buklu yumurta, yumurta üretiminde düşüş gene kalsiyumun eksikliği ile ilişkilidir. Kalsiyum fosfor oranı önemlidir. Yemde D vitamini eksikliği, kalsiyumun doğru kullanılması-nı engellemesi nedeniyle kritik öneme sahiptir. Aşırı kalsiyum, çinko emilimini ve kullanımını azaltır. Aşırı magnezyum bulunması, kalsiyum emilimini azaltır ve kemiklerde kalsiyum atılımını arttırır. Bulunduğu kaynaklar: Başlıca kireç taşı, tebeşir, midye-istiridye kabuğu, yumurta kabuğu, kalsiyum karbonat, kalsit, kalsiyum sülfat, kalsiyum asetat, kalsiyum laktat, kalsiyum fosfat gibi bileşiklerden oluşan yem katkı maddeleri ve baklagiller, yonca gibi yem bitkileridir. Ca ( Kalsiyum) İskelette, sıvılarda iyon olarak bulunur. Kanatlılarda eksiklik belirtileri: Genç büyüyen kanatlılarda, diyette (gıda, yiyecek, günlük besin veya yem) kalsiyum veya fos-for eksikliği ve yeterli D3 Vitamini içermemesi anormal kemik gelişimini meydana getirir. D3 Vitamini kalsiyum emilimi için gereklidir. Kalsiyum veya fosfor eksik olduğu zaman iskelet kalsifikasyonunda da eksiklik oluşur. Raşitizm: Raşitizm en sık genç broilerlerde oluşur. Kalsiyum, fosfor veya vitamin D3 yönünden eksik veya dengesiz bir diyetle beslenme sonucu hastalık oluşabilir. Genç broiler ve hindilerde, ge-nellikle yaşı yaklaşık 10-14 günlüklerde, topallık görülür. Kemikleri lastik gibi ve göğüs kafesi basıktır, vertebra üzerinde boncuk şeklinde oluşumlar görülür. Epifiz plakası genişlemiş, uzun kemiklerin uçlarında da genişleme vardır. Diyetlerle, doğru bir kalsiyum, yeterli düzeyde vitamin D3 ve fosfor sağlanması gerekir. Tibial Diskondroplazi (osteokondrozis): Tibial Diskondroplazi tibiotarsus proksimal baş kısmında anormal kıkırdak kitle oluşumu ile karakterizedir. Broilerlerde daha çok görülür. İşaretler erken oluşabilir, ancak yaşı 21-35 gün-lerde daha çok görülür. Kanatlılar hareket etmek istemezler ve sallantılı olarak yürürler. Tedavi olarak diyetlerle, Raşitizm hastalığında olduğu gibi, doğru bir kalsiyum, yeterli düzeyde vitamin D 3 ve fosfor sağlanması gerekir. Diyet değişiklikleri nadiren tam bir iyileşme ile so-nuçlanabilir. Tibial Diskondroplazi’de büyüme hızı azaltılarak önlenebilir, ancak, yem kısıtla-ma programları, ekonomik sonuçlarla ilgili olarak dikkate alınmalıdır . Kafes yorgunluğu: Kafes yumurta tavukçuluğunda daha çok görülür. Yumurta kabuğu kırıkları ve yumurta akında bozukluk başlar. Vertebra kırığı nedeniyle felçler görülür. Medüller kemik rezervleri tükenmiş olduğu için, kanatlı, yumurta kabuğu oluşumu için kalsiyum kaynağı olarak kortikal kemiği kullanır. Bu durum azalmış aktivite veya egzersiz azlığının predispozan bir faktör olduğunu dü-şündürmektedir. Etkilenen kanatlılar daima kafesin arka tarafında bulunur. İlk felç zamanda, kanatlılar sağlıklı görünümdedirler ve genellikle yumurtalıklar aktif ve kabuklu yumurta vardır. Daha sonra kanatlılar yem veya suya ulaşamaz, açlık ve dehidrasyon sonucu ölüm şekillenir. Yere taşınması halinde hastalıktan etkilenen kanatlılar iyileşir. Diyetlerde eksiklikleri önlemek için kalsiyum ve fosfor yeterli miktarda sağlamak zorunluluğu vardır. Bununla birlikte, büyüme döneminde >% 2.5 kalsiyum içeren diyetlerle beslenme nefrozun yüksek insidansını, visseral gut, üreterlerde kalsiyum ürat birikimini ve bazen de yüksek mortaliteyi üretebilir. Yumurta üretimi başlangıcında verimliliği artırmak için piliçlere 2 hafta süreyle kalsiyumu yüksek düzeyde diyetle beslemek zararlı değildir. İstiridye kabuğu gevreği veya kaba kireçtaşı şeklinde kalsiyum takviyesi ~ 50% yararlı olabilir. İstiridye kabuğu veya kalsiyum takviyesi asla çok fazla olmamalıdır. Fazla kalsiyumlu diyetle beslenme, yem tüketimi ve yumurta üretimini azaltır. Kalsiyum ihtiyacı olduğunda kanatlılar kendi ihtiyaçlarını karşılarlar, ya da kalsiyum sürekli absorbe edilebilir. Felç sonrası kalsiyum eksikliği gelişir. Diyetlere kolayca sindirilebilir kalsiyum ve / veya kalsiyum fosfat ek olarak ilave edilmesi etkili olacaktır. Fosfor (P): Eksiklik belirtileri:
Elektrolit Bozukluğu: Elektrolit dengesi, Na + K - Cl basit bir formül ile tanımlanır ve yemde mEq / kg (veya mEq / g) olarak ifade edilir. Genellikle 250 mEq / kg, genel bir beslenme dengesidir ve normal fizyo-lojik fonksiyon için en uygunudur. Elektrolitin en önemli ve önde gelen rolü, vücudun su ve iyon dengesini korumaktır. Çoğu durumda, vücudun fizyolojik pH sını koruduğu gibi vücutta katyonlar ve anyonlar ara-sındaki dengeyi de korumak için çalışır. Elektrolit dengesizliği kanatlılarda bir dizi metabolik bozuklukların, nedeni olabilir. En önemlisi tibial Diskondroplazi ve respiratuar alkalozdur. Di-yetlerde, sodyum, potasyum ve klorür çok yüksek seviyelerde olduğu zaman Tibial Diskondroplazi daha sık oluşur. Genel elektrolit dengesi her zaman önemlidir, ama en kritik olan klorür ve kükürt seviyelerinin yüksek olduğu zamandır. Klor düzeyleri azalabilir, bununla birlikte tavukların gereksinimleri, diyette % 0,12-0,15 dır ve eksiklik belirtileri <% 0.12 seviyesinin altında olan veya azalan diyet seviyeleri ile gelişecektir. Bu nedenle, örneğin bir diyette, en az klorür gereksinimlerini karşılamak için NaCl yerine NaHCO3, kullanarak bu hususa dikkat etmek gereklidir. Sodyum (Na): Fonksiyonlar: • Vücut sıvılarında tuz dengesini sağlar. • Na ve Cl iyonları kas ve sinir uyarımlarının normal düzeyde tutulabilmesinde önemli-dirler. • Asit-baz dengesi: Normal ozmotik basınç ilişkilerinin ve asit baz dengesinin sürdürül-mesi ve gazların taşınması olaylarında etkilidir. • Sodyum, tek başına ekstrasellüler sıvıda ozmotik basınç dengesini korur, su kaybına karşı durur. • Kasın normal uyarılımını ve hücrenin geçirgenliğini (permeabilitesini) korur. Eksiklik belirtileri: Bu, dünyanın pek çok yerinde, ama özellikle Afrika'nın tropikal bölgelerinde daha fazla görül-mektedir. • Su kaybı • Zayıf büyüme Bulunduğu kaynaklar: • Ortak tuz kaynaklarıdır. Bitkiler nispeten zayıf sodyum kaynaklarıdır. Suda kolay eridiğinden, yağmurlarla top raktan denizlere taşınır. Bu nedenlede, toprakta yetişen bitkilerde az bulunur. • Doğada, Na, en çok deniz sularında, hayvansal besinlerde vardır. • Organizmada, en çok Na, kıkırdak, deri, akciğer’de, hücre içi sıvıda, hücre dışı sıvıda bulunur. Klor (Cl): Fonksiyonlar: • Asit-baz dengesini sağlar. • Tuz konsantrasyonunu devam ettirir. • Klorun organizmada en önemli kullanılış yeri mide salgısındaki HCl sentezidir. Eksiklik belirtileri: • Alkaloz (kanda aşırı bikarbonat) • Aşırı durumlarda büyüme geriliği Bulunduğu kaynaklar: • Ortak tuz kaynakları Tuz diyeti hayvancılıkta çok önemlidir, ama diyette çok fazla tuz varsa zararlıdır. Tuz zehir-lenmesi, özellikle içme suyu kaynağı sınırlı olduğu zaman, oldukça yaygın olarak görülür. Su kaynağı sınırlı ise, yüksek tuz konsantrasyonu (tavuklar, civcivler 40 g / kg ve domuzlar için sadece 20 g / kg) içeren diyetler hayvanların ölümüne neden olabilir. Cl ( Klor) İskelette, hücre içi ve dışı sıvıda bulunur. Kükürt (S): Organizmada kükürt oldukça büyük miktarlarda ve özellikle protein biçimindeki kü-kürtlü aminoasitler halinde bulunur. • Doğada; sülfhidril, disülfid, metiltiyo halinde aminoasitlerde bulunan haliyle insan ve hayvanlar tarafından kullanılır. • Organizmada; tüm proteinler, özellikle saç, tüy, boynuz ve tırnaklar, tendolar, müsin, safra, tükrük, salgıları ile eritrositler, insülin gibi hormon, tiamin ve biotin gibi vitamin, Koenzim A gibi trioz fosfat dehidrojenaz ve süksinik dehidrojenaz gibi enzimler S kap-sayan maddelerdir. Bulunduğu kaynaklar: Proteinlerdir. Genellikle kükürt eksikliği diyet protein eksikliği olarak ortaya çıkar. S ( Kükürt ) Özellikle hücre dışı sıvıda ve proteinlerin sülfür bağlarında bulunur. Magnezyum (Mg): Fonksiyonlar: 1. Kemik ve dişlerin yapısında bulunur. 2. Kanda pH değerinin belirli düzeyde tutulmasında görevlidir. 3. Kanda normal Ca konsantrasyonunun sürdürülmesini sağlar. 4. Enerjinin biriktirilmesi ve gereken alanlara aktarılmasında ve karbonhidrat metabolizmasın-da önem taşır. 5. Yağ metabolizması için gereklidir. Eksiklik belirtileri: • Sığırlarda: Çayır tetanisi Diğer hayvanlarda: • Aşırı duyarlılık ve kemikleşme, • Büyük damarlarda, endokardiumda ve dalakta kireçlenme, • Konvülsiyonlar, • Felç ve ölüm. Bulunduğu kaynaklar: • Kepek • Yağlı tohum küspeleri • Magnezyum tohumlarda ve klorofil kompleksi halinde özellikle yeşil bitkilerde bol miktarda bulunur. • Et, süt ve deniz ürünlerinde de bir hayli miktarda magnezyum bulunur. • Organizmada en çok kemiklerde sonra kas ve sinirlerde, vücut sıvılarında bulunur. • Genellikle dokulardaki konsantrasyonu, sıvılara göre, daha yüksektir. Kanatlılarda magnezyum eksikliği: Doğal yem maddeleri magnezyum açısından zengindir, dolayısıyla eksikliği nadirdir. Magnez-yum yönünden yoksun bir diyetle beslenen yeni yumurtadan çıkmış olan civcivler sadece bir-kaç gün yaşıyabilmektedir. Düşük magnezyum içeren diyetlerle beslenen civcivler uyuşuktur-lar, yeme zor giderler ve çok yavaş büyürler. Uyarıldıkları zaman geçici kısa konvülsüyonlar geçirirler. Daha sık olarak ölümcül bir koma hali içine girerler. Magnezyum eksikliğinde yu-murta büyüklüğü, kabuk ağırlığı ve kabuk magnezyum içeriği ayrıca yumurta sarısı azalmıştır. Magnezyum, kalsiyum ile birlikte bir kofaktör olarak yer alır ve magnezyumun kabuğun olu-şumunda merkezi bir rol oynadığı görülmektedir. Tavuk ırkları için magnezyum gereksinimleri 500-600 ppm’dir. Genellikle doğal yem maddele-ri katkıları ile bu değer elde edilebilir. Demir (Fe): Fonksiyonlar: • Hemoglobin’in yapısında bulunan Fe atmosferik oksijeni gevşek biçimde bağlıyarak dokuların derinliklerine taşınmasını sağlar. • Kasların myoglobin’inde bulunan Fe hemoglobin ile gelen oksijeni depolar. • Çeşitli koenzimlerin yapısında bulunan Fe redoks (yükseltgenme, indirgenme) aracısı olarak görev yapar. • Enerji metabolizmasında önemli rol oynar. Eksiklik belirtileri: • En çok tanınan belirtisi anemidir (göz etrafında soluk pembe membranlar görülür). Bulunduğu kaynaklar: • Doğada, esmer renkli topraklarda bulunur. Dolayısıyla bu topraklarda yetişen bitkilerde de bol miktarda bulunur. • Yeşil, yapraklı bitkilerde bulunur. • Çoğu bakliyat ve tohum kabuklarında bulunur. • Organizmada, başta hemoglobin, myoglobin, solunum enzimlerinde olmak üzere çeşitli doku-larda bulunur. Demir emilimi aşırı olduğu zaman hayvan genellikle demir emilimini azaltır. Demir toksisitesi onun için yaygın değildir. Demir ihtiyacı olduğu zamanlarda ise emilimini artırır. Kanatlılarda demir ve bakır eksikliği: Demir ve bakır eksikliği anemiye yol açar. Renkli tüylü olan kanatlılarda tüylerde pigmentasyon kaybı da vardır. Demir, demir içeren kırmızı tüy pigmentlerinin, sadece gerekli olması değil, aynı zamanda tüy pigmentasyonuna katılan bir enzim sisteminin de çalışması için gereklidir. Yemdeki 4-8 mg / g Okratoksin anemi ile karakterize bir demir eksikliğine neden olur. Aflatoksin de demir emilimini azaltır. Yüksek seviyede demir tuzlarının varlığında fosfor emilimi azalır ve raşitizmin daha sonraki insidansı, çözünmeyen fosfat oluşumuna yol açabilir. Çözünmez demir fosfat, vitaminler ve diğer iz mineraller de adsorbe bir kolloidal süspansiyon üretirler. Yemlere ilave edilen, normal seviyelerin en az 10 katını geçmediği sürece bu tür so-runlar oluşmaz. Bakır eksikliği olan bir diyetle beslenen civcivler, 2-4 hafta içinde topal olur. Kemikler kırıl-gandır. Kolayca kırılır. Epifiz kıkırdak dokusu koyulaşır ve kalınlaşmış kıkırdakta ki vasküler penetrasyon belirgin şekilde azalır. Kemiklerde oluşan lezyonlar A vitamini eksikliği olan ka-natlılardaki lezyonlarla benzerlik gösterir. Fakat bakır eksikliği olan tavuklarda ataksi ve spas-tik felç vardır. Bakır eksikliği, kanatlılarda ve özellikle hindilerde aort rüptürüne yol açabilir. Aort rüptürü yüksek oranda 4-nitrophenylarsonic asit (CAS Number: 98-72-6 Name Arsonic acid,As-(4-nitrophenyl) Formula: C6H6 As N O5) içeren diyetle beslenen hindilerde görülmüştür (histomoniasis’in önlenmesinde yeme katılır). Kümes hayvanları için en pratik olan çözüm ye-terli demir ve bakır içeren diyetler hazırlamak ve yedirmektir. Bakır (Cu): Bakır, karaciğerde depolanır. Akut bakır zehirlenmesi nadirdir, ancak biriken bakır toksik bir eşiğe ulaştığında görülür. Duyarlılık için bakır zehirlenmesi türleri arasında değişir. Domuzlar büyük miktarda bakır tolere edebilir ve ineklerde bakır toksisitesi nispeten olağan dışıdır. An-cak, koyun bakır zehirlenmesine karşı son derece duyarlıdır. Bakır zehirlenmesi, sarılık ve ka-raciğer yetmezliği sonucu ölüme neden olur. Fonksiyonlar: • Hemoglobin oluşumu ile ilgilidir. • Bakır eksikliğinde, hemoglobin sentezinin azalması, demirin hemoglobin sentezinde kullanılabilmesi için bakırın yardımına ihtiyacı olduğu görüşünü kuvvetlendirmiştir. • Bakır organizmada bazı enzimlerin etkileri için önemlidir • Normal olarak saçın, kürkün ve yapağının renk ve kıvrımlarının oluşumunda gereklidir. • Kuzularda enfeksiyona yatkınlığı azaltır. Eksiklik belirtileri: • Tavuklarda ve köpeklerde raşitizm benzeri kemikleşme bozuklukları, • Sığırlarda sürekli ishaller ve miyokard enfarktüsüne bağlı ani ölümler, • Koyunlarda yapağının rengini ve karakteristik kıvrımlarını kaybetmesi yanında kuzu-larda enzootik ataksi görülür. Bu hastalık yurdumuzda yaygın olarak görülür ve önemli ekonomik kayıplara neden olur. Molibden yönünden zengin topraklarda otlayan koyun ve keçilerde bakır eksikliği görülebilir. Çok fazla molibden ve kükürt alımı bakırın kullanılabilirliğini azaltır ve bakır eksikliğine ne-den olabilir. Bakır, molibden ve sülfür, rumende çözünmeyen bir kompleks oluşturarak bakırı hayvanlar için kullanılamaz hale getirir. Bulunduğu kaynaklar: • Doğada, değişik bitkilerin yapısında yer alır. • Organizmada, Plazma’da, karaciğer’de, beyin’de, oksidaz enzimlerinin yapısında yer alır. Hayvanların beslenmeleri için geniş bir yelpazede bulunan bitkiler genellikle yeterli miktarda bakır içerirler. Çinko (Zn): Çinko hayvan vücudunda her dokuda tespit edilmiştir. Yüksek konsentrasyonları, cilt, saç ve yünde bulunur; meni sıvısı içinde en yüksek konsantrasyonda bulunmuştur. Çinko karaciğerde birikme eğilimi olan tüm diğer eser elementlerin aksine, kemiğin içinde birikir. Fonksiyonlar: • Çeşitli enzimlerin yapı taşıdır • Çinko, karbonhidrat metabolizmasının önemli bir hormonu olan insülin molekülünün bir parçasıdır. • Hücrelerin çoğalmasında • Hormonların Üretim, depolama ve salgılanmasında • Bağışıklık sisteminde • Tuz dengesini korumada etkilidir. Eksiklik belirtileri: Nadiren görülür, çünkü hayvanların çinko gereksinimleri yüksek değildir ve çinko yemlerinde yeterli olarak verilir. • Domuzlar: Büyüme normal, iştahsızlık ve deride (parakerotosis-üst derinin keratinleşme bozukluğu) kızarıklık • Civcivlerde: Büyüme geriliği, ayak anormallikleri, kıvrık tüyler, parakeratoz, şişmiş iç diz sendromu • Buzağı: Ağız ve burun iltihabı, eklemlerde sertlik, ayaklarda şişme, parakeratoz Bulunduğu kaynaklar: • Doğada, bitkisel ve hayvansal kaynaklı besin maddelerinde yaygın olarak bulunur. • Tahıllar ve kepek • Organizmada, karbonik anhidraz, alkol dehidrojenaz enzimleri ile saç, kemik, göz, pros-tat ve pankreas’ta bulunur. Çoğu hayvan yüksek dozlarda alınan çinkoya karşı oldukça tolerans gösterebilir ve çinko toksisitesi nadirdir. Yemlerde büyük miktarda çinkoyu azaltarak vermek bakır eksikliğine ne-den olabilir. Kanatlılarda çinko eksikliği: Çinko gereksinimleri ve eksikliğin işaretleri, diyet maddeler tarafından etkilenir. Semipurified diyetlerlerde (yarı saflaştırılmış diyetlerde), beslenmede 25-30 mg / kg’ ın çok üstünde düzey-lere yanıt vermek zordur, oysa pratik olarak mısır-soyalı diyetlerde, gereksinim değerleri 60-80 mg / kg 'a yükselmiştir. Fitaz enzim diyetler kullanılması durumunda, muhtemelen tamamlayıcı çinko ihtiyacı azala-caktır. Genç civcivlerde, çinko eksikliği belirtileri, büyümede gerileme, bacak kemiklerinde kısalma ve kalınlaşma ve diz ekleminde genişleme, daha az yem tüketimi, iştah kaybı ile karakterize olup şiddetli vakalarda, mortalite görülür. Çinko eksikliği, yumurtlayan tavukların yumurta üretimine etki ederek azaltmakla birlikte, en çarpıcı etkileri gelişmekte olan embriyolar üze-rinde görülür. Çinko eksikliği olan tavukların yumurtalarından çıkan civcivler, yemeyen, iç-meyen, zayıf ve ayakta duramaz durumdadırlar. Bu civcivlerin solunum oranları hızlanmış ve nefes almada zorluk çekerler. Civciv rahatsız ise, belirtileri gittikçe daha ağırlaştığı durumlar-da ölümle sonuçlanabilir. Gecikmiş tüyler ve kıvrık tüyler bulunur. Ancak, en büyük kusur, is-kelet gelişimi bozukluğudur. Çinko eksikliği olan embriyolarda, omurga eğrilmiş ve kısalmış-tır. Göğüs ve bel omurları erimiştir. Genellikle aşırı durumlarda embriyoların ayak parmakları eksik, iskelet veya bacaklarda, kanatlarda eksiklik vardır. Bazı embriyolar kuyruksuz ve zaman zaman gözleri yok ya da gelişmemiştir. Molibden (Mo): • Molibden eksikliği herhangi bir türde doğal koşullar altında görülmemiştir. Mo, bağırsaklar-dan kolayca emilmesine rağmen, emilim konusunda Cu ile karşıtlığı söz konusudur. Fazla Mo alınması Cu emilimini, fazla Cu alınması ise Mo emilimini azaltır. Besinlerle az Mo alınması Cu emilimini arttırır ve bakır zehirlenmesinin oluşmasına neden olur. Bitkiler için son derece önemli bir element olan Mo doğada bitkilerde yeterli miktarda bulu-nur. Organizmada ise kemiklerde ve daha az olarakta karaciğer ve böbreklerde yer alır. Selenyum (Se): Selenyum, E vitamini ile beraber hayvanların dokularını korumak için beraber çalışır. Oksidasyon sürecinin bir parçası olarak, hücrelere zarar veren peroksitler oluşur. E vitamini pe-roksitlerin üretimini engeller ve selenyum peroksitlerin formlarını imha eder. Bu nedenle ilave Evitamini ile hazırlanan yemlerde selenyum (ve tersi) gereksinimini azaltacaktır. Durum böyle olsa bile kullanılma limitleri vardır. Vitamin E, selenyumun tamamen yerini alamaz ve selen-yum da tamamen vitaminin yerini alamaz. Fonksiyonları (E vitamini ile): • Vücut hücrelerinde oksidasyon hasarını önler • Bağışıklık sisteminin işleyişi ile ilgilidir • Ağır metal toksisitesine karşı korumak Eksiklik belirtileri: Selenyum aslında toksik bir maddedir. Hem fazla selenyum kapsayan bitkileri yiyen hayvan-larda, hem de deney hayvanlarının yemlerine çok miktarda selenyum katıldığında alkali hasta-lığı (alkali disease) denen bir hastalık görülmüştür. Semptomları: • Donukluk • Sert eklemler • Kuyruk, saç kaybı • Tırnak deformasyonları Diğer taraftan Se’un beslenmede önemli bir element olduğu da noksanlığı halinde görülen bo-zukluklardan anlaşılır. Eksikliğinde, hayvanlarda karaciğer nekrozu, kas distrofisi ve kalp nek-rozu gibi bozukluklar görülür. Memleketimizde, kuzularda ve oğlaklarda görülen, selenyum yetersizliğinden ileri gelen ve büyük ekonomik kayıplara neden olan beyaz kas hastalığı (musküler distrofi, White Muscle disease) yaygın olarak görülmekte iken, yapılan çalışmalar sonunda Vitamin E ve Se kapsayan çözeltilerin enjeksiyonu ile hemen hemen tamamen önlenmiştir. Kanatlılarda: Damızlık ve yumurtacı sürülerde Se eksikliğinde yumurta veriminde azalma gö-rülür. 5 mg selenyum / kg bir konsantrasyon tehlikeli olabilir. Hayvanlar çok yüksek dozda Se alırlarsa, solunum yetmezliği sonucu ani ölüme neden olan akut zehirlenme yaşayacaklardır. Bulunduğu kaynaklar: Selenyum doğada, bitkilerde ve yetiştikleri toprağın selenyum içeriğine bağlı olarak hayvansal besinlerde bulunur. Organizmada bütün organlara dağılmıştır. En çok böbrek korteksinde, karaciğerde, pankreasta ve hipofizde toplanmıştır. Kanatlılarda selenyum eksikliği: Büyüyen kanatlılarda selenyum eksikliği eksüdatif diyatezin nedeni olabilir. Genellikle 5-11 haftalık yaştaki hayvanlarda erken işaret olarak tüylerde büyümeme ve tüylenmeme meydana gelir. Genellikle uyluk ve kanatların iç yüzeyinde cilt altında ödem görülür. Yumurtacı tavuk-larda, alışılmadık doku hasarı oluşur, ayrıca yumurta üretimi, kuluçka ve yemden olumsuz et-kilenir. E vitamini selenyum metabolizmasına yakından bağlantılıdır ve mineral veya vitamin eksikliği belirtileri bazen tedavi edilebilir. Vitamin E ve selenyum antioksidan olarak rol oynarlar. Se-lenyum miktarının, bir diyete eklenebilir sınırları vardır; üst sınırı genellikle 0,3 ppmdir. Yay-gın olarak kullanılan formlar sodyum selenate ve sodyum selenit ve daha yakın zamanda kul-lanılan, organik selenyum şelattır (chelates). Yüksek selenyumlu topraklarda yetişen ve rasyon hazırlamada kullanılan besin maddeleri iyi selenyum kaynakları olabilir. Balık unu ve kurutulmuş bira mayası da iyi kaynaklardan sayı-labilir. İyot (I): İyot vücutta küçük miktarlarda bulunur. Ancak tiroksin sentezinde aktif rol oynar ve sentez-lenmesini sağlar. Bu hormon hayvanın büyüme ve metabolizma hızını artırmaktan sorumlu bir hormondur. Eksiklik belirtileri: • Guatr (boyun şişmesi). • Damızlık hayvanlarda, tüysüz, zayıf ya da ölü doğumlar. Guatr hastalığına, soya, keten tohumu ve yer fıstığı toksinleri (goitrogens) neden olabilir. Ti-roksin sentezi için iyot eklenmesi ile bu goitrogens inhibe edilebilir, ancak daha fazla iyot içe-ren diyetle takviye ederek semptomlar azaltılamaz. Ancak, bazı bitkiler ile goitrogensin etkisi, yeterli iyot sağlayarak üstesinden gelinebilir. Bulunduğu kaynaklar: • Doğada, deniz suyunda, kıyı topraklarında, deniz havasında bulunur. • Organizmada, I ( İyot ) Trioid bezinde ve kanda bulunur. Bitkilerde bulunan iyot miktarı, bitki yetiştirilen topraklardaki iyot durumuna bağlıdır. İyot toksisitesi (50 mg / kg buzağılar için veya daha az) iyot nispeten düşük konsantrasyonlarda olsa bile oluşabilir. 312 mg iyot / kg yem ile beslenen damızlık kanatlılarda kuluçka çıkımında azalma ve gecikmiş kuluçkalık yumurta oluşumu belirtileri görülür. Domuzlar yemlerindeki yüksek iyot konsantrasyonlarında daha toleranslı gibi görünmektedirler. Manganez (Mn): Fonksiyonları: • Arjinaz, fosfoglikomutaz, heksokinaz, izositrik dehidrojenaz, pirofosfataz ve çeşitli dekarboksilazların aktivatörüdür. • Hücrenin mitokondriyumunda yoğunlaşır. • Manganez, vücutta meydana gelen birçok reaksiyonlarda yer almaktadır. Eksiklik belirtileri: Bunlar geviş getiren hayvanlar, domuz ve kümes hayvanlarında gözlenmiştir. Akut eksik belir-tileri bütün türlerde birbirine benzer ve: • Büyümede gerileme • İskelet anomalileri • Üreme yetmezliği, sterilite • Yeni doğanlarda koordinasyon kaybı • Gecikmeli östrus ve gebelik, keçilerde abort (yavru atma) • Tavuklarda Perosis (kaymış tendon) • Civcivlerde başın geri dönmesi (retraction) Bulunduğu kaynaklar: • Organizmada, tüm dokularda düşük düzeylerde bulunur. Karaciğer ve böbreklerde depo edilir. • Bitkilerin beslenmesinde gerekli bir element olan manganez, doğada da bitki-lerde de ve onunla beslenen hayvanların etinde de yeteri kadar bulunur. En ye-şil yemler yeterli miktarda Mn içerir. • Kanatlılar yemlerde manganezin yüksek konsantrasyonlarında oldukça toleranslıdırlar, ama domuzlar daha duyarlıdırlar. 0.5 g manganez / kg beslenme konsantrasyonlarında manganez toksisite belirtileri (iştahın azalması ve büyümede gerileme) gösterecektir. Kanatlılarda manganez eksikliği: Büyüyen genç tavuklarda manganez eksikliği sonucu perosis, ince kabuklu yumurta ve kötü kuluçka çıkımı gibi problemler gelişebilir. Bahsedilen problemler aynı zamanda kalsiyum ve fosfor dengesizlikleri ve D3 Vitamini eksikliği sonucuda oluşabilir. Aynı zamanda damızlık civciv embryolarında chondrodystrophy’e (özellikle uzun kemik ve kıkırdak gelişimini etkile-yen bir rahatsızlık, cücelik) neden olabilir. Kuluçkadan çıkan civcivlerde, kısalmış ve kalınlaş-mış bacaklar, kısa kanatlar, gaga papağan gagası gibi, tüylerde büyüme geriliği görülür. Genç civcivlerde perosis oluştuğu zaman verilen yüksek düzeyde kalsiyum ve fosfor bağırsak-larda kalsiyumun kalsiyum fosfat olarak çökmesi sonucu magnezyum emilimi azalır ve durum daha da kötüleşebilir. Yumurtacı tavuklarda, yumurta üretiminde, kuluçka çıkımlarında belirgin bir azalma olur ve ince kabuklu yumurta oranında artış gözlenir. Genç civcivlerde, sinir sistemine ait belirtiler, tiamin eksikliği durumlarında da gözlenen ben-zer bir duruş ile karakterize olan belirtilere benzerlik gösterir. Perozisin önlenmesinde kolin, niasin, biotin, özellikle manganez, gerekli tüm besinleri içeren yeterli ve folik asitli bir diyetle kanatlıları beslemek gerekir. Deformiteler, manganez ilave edilmiş diyetlerle besleyerek düzeltilemez. Yumurta üretiminde manganez eksikliği sonucu oluşan etkileri, aşırı kalsiyum ve fosfor ihtiva etmemesi koşuluyla, 30-40 mg / kg mangan içe-ren bir diyet ile düzeltilebilir. Kalsiyum alımı, kalsiyum takviyelerinin serbest olarak katılması halinde aşırı olabilir. Kobalt (Co): Kobalt, Vitamin B 12 nin (kobalamin) bir bileşenidir. Domuz ve kümes hayvanlarına, bu vita-minin verilmesi gerekmektedir. Fonksiyonlar, Eksiklik belirtiler ve Bulunduğu kaynaklar: Doğada toprakta, buna bağlı olarakta bitkilerde bulunur. Doğada, bazı topraklarda yeter miktarda bulunduğu halde, bazılarında daha azdır. Az kobaltlı topraklarda gelişen otlarla yetişen hayvanlarda anemi görülür. Bunun nedeni, B12 Vitamini olan siyano kobalamin oluşturulamamasıdır. Kobalt organizmada ancak, karaciğerde en fazla miktarda depolanmış olarak bulunur. Diğer dokularda eser miktarda yer alır. Besinlerle alınan kobalt özellikle geviş getiren hayvanların rumenin de B12 vitamininin sentezinde kullanılır. Bu vitamin yapısında % 4,5 oranında kobalt kapsar. Ağız yolu ile verilen kobalt hayvanlarda eritrosit çoğalmasına neden olur. Yani eritropoez’i (eritrosit yapımı) kamçılar. Bu eritropoez’i uyaran eritropoietin hormonunun salgılanmasının kobalt tarafından zorlanması ile yorumlandığı gibi, kobaltın sitokrom oksidaz, süksinik dehidrojenaz gibi enzimleri inhibe etmesi şeklinde de etki gösterebileceği düşünülmüştür. Bazı yazarlar da eritropoez’i B12 vitamininin kamçıladığı görüşündedirler. Toksisite: Aşırı kobalt toksik olabilir, ama besin gereksinimi ve toksik miktarı arasında geniş bir güven-lik marjı vardır. Kobalt, bakırın aksine herhangi bir önemli ölçüde vücutta tutulmaz ve bu ne-denle düzenli kobalt alımı, küçük aşırılıklar sonucu, gelişmekte olan hayvanlarda daha sonra akut kobalt zehirlenmesine neden olmamalıdır. Yararlanılan kaynaklar: Department for International Development: Minerals and Mineral Deficiencies ve Merck Veterinary Manuel.
Yazan : H. Yücel Ası
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
SON DAKİKA HABERLERİ
![]()
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır.. Altyapi: MyDesign Haber Sistemi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||