|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER
HABER ARA![]() EN ÇOK OKUNANLAR![]()
|
MONİTORİNG
MONiTORİNG Her işte olduğu gibi tavukçulukta da verimliliği hedeflemek esas olandır. Bu durumu kimse yadsıyamaz. Yapılan işin faaliyetin özüde budur zaten. Bu nedenledir ki başta işletme yönetimi ve ardından sorumlu olan herkesin tek bir hedefi vardır, o da kümeslerinde verimli, hastalıklardan uzak ve karlı bir yetiştirme dönemi geçirilmesidir. Ancak, bu gün için birçok işletmede göz ardı edilen, unutulan, ihmal edilebilen bazı uygulamalar vardır ki bu makalede biraz üzerinde durmak istiyorum. Bir yumurtacı işletmeyi örnek olarak ele alırsak; İşletmeye teslim edilen civcivin, önünde uzun bir yaşam dönemi bulunmaktadır. Üretim yapılacak kümeste civciv dönemini geçirecek, yarka olacak ardından da asıl yetiştirme amacı olan yumurtlama periyodu başlayacaktır. Bu dönemin ne kadar süreceği ise birazda piyasa şartlarının etkisine bağlı olarak değişkenlikler göstermektedir, gerekirse tüy dökümü periyodu ile daha da uzayan bir üretim dönemi olabilir. Bu uzun yetiştirme döneminde işletmeleri neler bekliyor olacak? Ne gibi handikaplar yaşanacak? Civciv döneminden başlayan, yarka ve yumurtlama periyodunu içine alan uzun bir dönem; Çok iyi programlanmalı, her şey çok iyi kontrol altında tutulmalıdır. Yetiştirmeden, beslenmeye, aşılamadan, havalandırmaya kadar her şey eksiksiz programlanmalıdır. Ancak, birçok işletmede görüyoruz ki, çok masraflar yapılıyor, çok emekler harcanıyor, her şeyin en iyisi olsun isteniyor. Fakat maalesef en önemli kontrol mekanizmaları ihmal edilebiliyor. Hemen her yerde üzerinde önemle durduğum biyogüvenlik çerçevesinde ele alabileceğimiz, kontrol zinciri mekanizmasında civcivin işletmeye gelmesinden önce başlatılması gereken optimal bir monitoring programının devreye sokulmasıdır. Bu uygulama verimlilikte olmazsa olmazlar arasında yer almaktadır. Genel işletme giderleri içerisinde ise çok az yer tutmaktadır. Uygulamadaki olası aksaklıklar ise önemli problemlerin teşhisinde ve korunma tedbirlerinin ortaya konulmasında geç kalınmışlığa işaret etmektedir ve işletmenin bütçesine çok daha fazla gider olarak kaydedilmektedir. Maalesef kaçınılmaz bir sondur bu durum. Peki, ama neler yapılmalıdır? Ne gibi kontrol programları takip edilmelidir? Nasıl yapılmalıdır? Nasıl değerlendirilmelidir? Öncelikle üretim periyodu sona erdiğinde, devre arasında hayvanların kümesten çıkarılması, kümesin temizlik ve dezenfeksiyonunu içine alan bu dönemde de monitoringe esas olacak bazı uygulamaları yapmak gerekmektedir. Temizlik ve dezenfeksiyon; Ucu açık ve spekülasyona müsait bir uygulama; Kullanılacak dezenfektan nedir? Nasıl kontrol ediliyor dezenfektanların etkinlikleri? Nasıl bir uygulama yapılıyor? Hangi aralıkla, nasıl bir uygulama? Kimler karar veriyor hangi patojenlere karşı etkin olduğunu? Bakterimidir öncelikli olan? Virusmudur? Mantar ya da parazitler midir öncelikle mücadeleye esas olan? Kriterler nedir? Peki yapılan bu uygulamaları kaç işletme ciddi olarak denetletmekte ya da denetlemektedir? Görüldüğü gibi bir çok soru işareti ard ardına sıralanıveriyor. Bu gün piyasada dezenfektan olarak var olan çeşitlilikte spekülatif yaklaşımlar var. Gluteraldehit, iyot ya da her ne içerikte olursa olsun. O kadar farklı fiyat yaklaşımları ile işletmelerin kafası karışıyor ki. Doğal olarak ekonomik koşullar nedeni ile bazı işletmeler ucuz olan dezenfektanları tercih ediyor. Peki burada sormak lazım. Ucuz olan dezenfektan etkin bir dezenfektan mıdır? Fiyat bu kadar önemlimidir işletmeyi riske sokacak kadar.. İşte bu aşamada işletmeye alınacak olan ya da dezenfektan uygulayıcılarının elindeki dezenfektanları uygulatmadan önce bir şekilde kontrol ettirmek gerekiyor. Evet işletmede ilk ilk monitoring uygulaması dezezenfeksiyon aşamasında yapılmalıdır. Bundan sonraki aşamada civcivlerin işletmeye teslim edileceği gün gelmiştir. Kümes yeni misafirlerine hazırdır artık. Peki, gerçekten civcivler için ortam hazır mıdır? Kümesin genel hazırlığından, bölmelerin sıcaklığına, taban sıcaklığına, suluk, yemlik vs. hazırlıklarına kadar her şey. Burada ortam olarak genel management koşullarını komple içine alan bir yaklaşımı belirtmek istiyorum. Civcivler nasıl bir ortama gelecek? Dezenfeksiyon prosesi tamamlandı, ancak kümese gelecek olan o naif civcivlerin, kuluçkadan Marek hastalığına karşı aşılanarak gelen civcivlerin kümese gelir gelmez Marek Hastalığı Virusu (MDV) ile karşılaşıp karşılaşmayacağı tespit edililiyor mu? Bunun garantisi verilebiliyor mu? Çok merak ediyorum doğrusu. Bu aşamada Marek gözlemlemesi muhakkak yapılmalıdır. Marek hastalığına karşı aşılanmış, ancak immunizasyonu daha gelişmemiş olan civcivlerin kümese gelir gelmez virus ile karşılaşmasının önü kapatılmalıdır. Aksi takdirde, hastalık kaosu işletmede, çevrede ve civciv orjini firmalar ile birlikte yaşanmaya devam eder. Bu nedenle Türkiye’de bu konuda yetkinliğini kanıtlamış Moleküler Laboratuvarlar ile koordineli çalışmakta çok büyük yararlar görüyorum. Civcivin ilk haftasından başlayan genel kontroller ile beraber maternal immunitenin ortaya konması ile IBD yönlü mücadelede en uygun aşının en uygun günde uygulanması sağlanmış olacaktır. Bu uygulama ile beraber kuluçkada uygulanan ND, IB aşılamaları yönünden de sürünün bu hastalıklara karşı korunması ne düzeyde gelişmektedir? Bu durumu görme şansı da olacaktır. Bu gözlemlerin Gumboro maternal antikor düzeyinin belirlenmesi yanında, civcivin iki-üç haftalarında yapılacak olan ND ve IB serolojik yoklamalarda da hem aşılamaların başarı düzeyini değerlendirmiş, hem de civcivlerin olası bir immunsupreyon ile karşılaşıp karşılaşmadığı da gözlemlenmiş olacaktır. İmmunsupresyondan söz açılmışken üzerinde durmadan geçemeyeceğim bir husus ki bu konuda çok endişeliyim; Chicken Infectious Anemia (CIA) hastalığı. Bu gün ülkemizde genel anlamıyla göz ardı edilen, ancak klinik belirtilerini gözlemlendiği ileri yaşlı hayvanları bir tarafa koyarsak, bu hastalık nedeni ile piliçlerin immunsupresyona maruz kalması neticesinde ne gibi problemlerin yaşandığını görmemek mümkün değil. Bu problem ile ilgili olarak 2004 yılında yürüttüğüm bir çalışmada gerek broyler gerekse yumurtacılarda gözlenen CAA pozitiflik oranlarındaki yüksekliği hatırlanacak olursa yukarıda sözünü ettiğim monitoring kapsamında CIA ve Reovirus değerlendirmelerinin de yapılması işletmeye artı bir değer katacaktır. Monitoring kapsamını genişletmek olasıdır. Tabiî ki pneumovirusları (ART), Ornithobacterium Rhinotracheale (ORT) infeksiyonları yönündende gözlemleme şarttır. Sonuç olarak; Bir işletmenin olası infeksiyonlardan mümkün olduğunca uzak tutulmasının en uygun ve en ekonomik yolu koruyucu önlemlerden geçmektedir. Bu nedenle yukarıdaki kriterlere uyumlu bir yetiştirme yapılması neticesinde verimli bir üretim dönemi geçirmek olasıdır. Ayrıca, işletmenin en önemli giderlerinin başında gelen yem konusunda ise hammaddelerin işletmeye her alınışında detaylı ve bilimsel metodoloji kullanılarak monitorize edilmesinin ise kazanç hanesine neler katacağını söylememe gerek yoktur sanıyorum. Dr.Ömer Zeyyad MISIRLIOĞLU Uzm. Veteriner Hekim
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
![]() ![]() ![]()
SON DAKİKA HABERLERİ
![]()
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır.. Altyapi: MyDesign Haber Sistemi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||