Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS

*** Yeni Anketimiz 2010 "KIRMIZI ETTE İŞLENMİŞ ÜRÜN ÇEŞİTLERİNE Göre Tercih ETTİĞİNİZ MARKA" Oylamasına Katılın..       ***ANKETE REKOR KATILIM OLDU   *** 47.152 Ziyaretçinin KATILDIĞI Oylamada "İŞLENMİŞ KANATLI ÜRÜN ÇEŞİTLERİNE Göre Terciih ETTİĞİNİZ MARKA" Anketinde MUDURNU Birinci, ŞENPİLİÇ İkinci, ERPİLİÇ Üçüncü Oldu..           *** Güncel Hayvancılık Haberlerini Sitemizden Takip Edin..    

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İHRACATA YÜZÜMÜZÜ DÖNDÜK..

Okunma  Yazar : Z. MISIRLIOĞLU
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 10330
Tarih  Tarih : 22 Eylül 2009 21:59

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Ülkemizde sektör adına güzel şeyler oluyor ve bizleri mutlu ediyor;

** Bir süredir devam eden global kriz havası durulmaya başlarken, sektörümüzün bu krizi çok az sarsıntı ile atlatmış olması,

** Avrupa Birliği ülkelerine ileri işlem ürünlerinde ihracata izin verilmesi sonrasında ilk parti ihracatın start alması ve ardından ileri işlem tesisi olan diğer firmalarımızın da bu çalışmaya hız vermiş olmaları,

** Rusya Federasyonu’ndan gelen gözlem heyetinin yapmış oldukları incelemelerin olumlu geçmiş olması ve beklenen Rusya pazarı açılımının çok gecikmeden başlayacak olması beklentisi.

İşte tüm bu gelişmeler beyaz et sektörümüze ve biz teknik adamlara heyecan katmakta umut ışıklarının daha güçlü yanmasına neden olmaktadır.

Ancak, tüm bu güzel gelişmeler olurken sektör olarak alınması gereken ciddi önlemlerin olduğunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bir önceki makalemi okumuş olan sayın okuyucularım hatırlayacaklardır.

Sektörün işleyişini etkileyen faktörlerin sırlamasında;

·        Genetik faktörler,

·        Çevresel Faktörler,

·       Yönetimsel faktörler olarak bir sıralama belirtmiştim. İşte bu sıralama çerçevesinde önümüzde duran handikapları göz önünde bulundurursak özellikle yönetimsel faktörlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum.

İlk iki faktör olan Genetik faktörler ve Çevresel faktörler üzerinde işletmenin iradesi dışında birçok faktör etkin olduğu için bu noktada müdahil olunma şansı çok fazla olamamaktadır. Ancak yönetimsel faktörler dediğimizde bu gün yaşanmış ve yarın yaşanabilecek birçok sıkıntının işaretlerini bu kapsamda inceleme şansımız olmaktadır.

Biliyoruz ki sektörümüz çok hızlı gelişiyor ve büyüyor. Bu gün için gerek AB standartlarının, gerekse ABD standartlarının üzerinde üretim ve et işleme tesislerine sahip gurur duyduğumuz işletmelerimizin sayısı hiçte küçümsenmeyecek düzeydedir. Yani işletmelerimiz major gereklilikleri fazlası ile yerine getirmektedirler.

Beyaz et sektöründe ihracatın dışında ülke içi kişi başına tüketilen et miktarındaki artış yanında yumurta tüketimindeki artışa bakılınca da oldukça çarpıcı bir düzeye ulaştığımızı görüyoruz. Dün dokuz milyarlar olarak hesaplanan yıllık yumurta üretimi bu gün oniki milyarı geçen bir düzeye çıkmış, kanatlı eti üretimi ise bir milyon ikiyüzbin tona ulaşmıştır.

İşte böyle bir ülke manzarası içerisinde üretim handikaplarını iyi incelemek yerinde olacaktır. Yani bir taraftan gerek yurtiçi gerekse yurtdışı talep artışı gerçekleşirken diğer taraftan bu talepleri karşılayacak güvenli üretim ve gıda tesislerinin niteliğinin de sağlanmış olması, üretimin her aşamasında gerekli detay ve hassasiyetin gösterilmesi de gerekmektedir.

Fakat bu durumun birçok bölgede aksadığı da bir gerçektir.

Nasıl ki bir nehir yatağının taşıyacağı su miktarı bellidir. Suyun fazlası taşar, sel olur şehirlere, köylere zarar verir. Bu durumu kanatlı sektörüne uyarlayacak olursak;

Ülke genelinde mevcut kapasite de nehirdeki suya benzer, kontrolsüz büyüme veya kapasite artışları da gerek o işletmeye, gerekse çevreye, bölgeye ve ülkeye zarar verebilmektedir.

Entegrelerin taşıyacağı kümes kapasiteleri bellidir. Ancak piyasa şartları gereği toplamda kapasitelerin artışı söz konusu olduğunda maalesef yeni kümes yapmak veya daha temiz ari bölgeler yaratmak yerine bir taraftan entegreler arası kümes geçişleri tercih edilirken diğer taraftan piliç yoğunluğu arttırılmakta ya da devre aralarında bir-iki gün hatta hiç bekletmeden kesimi takiben civciv konulabilmektedir.

Yıllardan beri çok fazlasıyla tekrarladığımız bir kavram olan biyogüvenlik; Evet biyogüvenlik biyogüvenlik diye çırpınılmakta fakat öylesine basit hatalar ile  civcivlere kümeslerde “hoş geldin” denilmektedir ki, işin üzücü olan yanıda budur zaten.

Civcivin kuluçkada uğradığı manüplasyondan (aşı uygulamaları, cinsiyet ayırımı vs…), nakliye koşullarına, kümeste yapılmış olan hazırlıklara (altlık kalitesi, miktarı, kümes taban ısısının uygunluğu ve kümesin genel ısısı vs…), yetiştirme dönemi uygulamalarına (beslenme, havalandırma, aşılama, ilaç uygulamaları vs…), kesime sevk ve kümesin bir sonraki devreye hazır hale getirilmesi.

Bir broyler işletmesinde tüm bu aşamaların aksaksız tamamlanması olmazsa olmaz koşullar arasında yer almaktadır.

   Bir kümesin devre aralarında;

* Yeterince mekanik temizliği yapılmamış,

* Dezenfekte edilmemiş,

* Fumige edilmemiş,

* Rodent yükü tespit edilmemiş,

* En önemlisi yeterli sürede 15-20 gün dinlendirilmemişse…

Böyle bir işletmede nasıl bir biyogüvenlik kavramından söz edebiliriz ki.

En basiti bakteriyel infeksiyonlarda bizleri hiç yalnız bırakmayan ve laboratuvar kontrollerinde çoğunlukla izole edilen E.coli bakterisinin iki saat içerisinde ulaştığı seviyenin İşletme için ne kadar risk oluşturduğunu söylemeye sanırım pek gerek yoktur.

Ancak, maalesef bu hususlar birçok yerde göz ardı edilerek hem işletmenin kendisi risk altına sokulmakta, hem de diğer entegrelere bağlı çalışan kümesleri ve bölgeyi de risk altına sokmaktadırlar.

Böyle bir işletmeye nakledilen bir günlük ve her türlü infeksiyon atağına açık olan civcivler ciddi olarak bağışıklık baskısı altına girmekte ilk hafta ölümleri ile başlayan daha ileriki yaşlarında ise altından kalkılamayacak ölüm oranları ve randımansız bir yetiştirme dönemi ile işletmeler zarara uğramaktadır. Bu zarar kapsamında hem üretim zararından hem de yaşanan hastalık ve ölümleri bertaraf etmek için harcanan çok yüksek faturalı ilaç giderlerini de belirtmekte büyük fayda görmekteyim.

O halde ne yapılmalı da bu riski ekarte edilmelidir?

Üretimde yaşanılan sorunlardan nasıl kurtulmalıyız?

Yukarıda da belirttiğim gibi sektör çok hızlı büyümektedir. Birçok entegrenin üretim kümesleri ise bu hızlı büyümeye ayak uyduramamaktadırlar. Bu nedenle kapasite artışlarına orantılı olarak entegreye yeni, modern kümesler kazandırılmalı ve bu kümesleri de mevcut bölgelerin dışında, mümkünse farklı uzak bölgelerde inşa etmek gerekmektedir.

Kapasite artışı yapılmalıdır. Çünkü piyasa gereği budur. Ancak, bu durum yukarıdaki koşulları sağlayarak gerçekleştirilirse bir anlam ifade eder, aksi taktirde ciddi bir trajedi yaşanabilir. Çünkü gerek iç pazarda, gerekse dış pazarda piliç etine talep giderek artmaktadır. Dış pazarda da koşullar gereği ibre Türkiye’nin lehine dönmektedir. Bu durum entegre firmalarımızın yaratacağı güçlü sektör yapısı ile çok daha iyi seviyelere taşınacaktır.

Ancak burada üzerinde önemle durulması gereken;

* Mevcut şartlarda bile işletme kümeslerinin yeterli temizlik dezenfeksiyonu ve fumigasyonunun yapılabilmesi için uygun zaman aralığı ve dinledirme süresinin sağlanıyor olması önemli bir hareket olarak düşünülmelidir ve muhakkak sağlanmalıdır da.

*Bu durumun sağlanması için karalılık şarttır.

*Civcivlerin ilk gününden kesime kadar geçen sürede bağışıklık sisteminin defekt almaması sağlanmalıdır. Gereksiz aşı programları ve uygulama yöntemleri ile immun sistemleri baskı altına alınmamalıdır.

Bunun için;

*İmmunolojik kurallar çerçevesinde abartılmayan bir aşı programı uygulanmalıdır.

* Rasyon dengesinin sağlıklı ve yeterli yapıda olması sağlanmalıdır.

Sektörümüz bu sıkıntıları aşabilecek güçtedir. Akıl her zaman ön planda çözümü sağlar. İhracat ve iç pazarda gerek beyaz et, gerekse yumurta talebi artışına karşın üretim artışı da sağlıklı olarak sağlanacaktır.

Ancak, diğer taraftan satışları ve ihracatı ülke genelini ilgilendirecek salgın hastalık problemleri (Avian İnfluenza gibi..) ile mücadelede

Bakanlığımızın da üzerine düşen önemli görevi olan bölgelendirme çalışmalarını çok kısa sürede tamamlamasıdır. Aksi taktirde; geçmişte, çok değil bundan dört sene önce yaşandığı gibi Doğuda bir köyde iki tane köy tavuğunda çıkan hastalık yüzünden Ülke genelindeki trilyonluk entegre tesisleri ve binlerce çalışan tehdit altında kalmamalıdır, bu kabus bir daha yaşanmamalıdır..

Saygılarımla,

Dr.Ö.Zeyyad MISIRLIOĞLU

Uzm.Veteriner Hekim

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sponsor Firma Videoları







Z. MISIRLIOĞLU Z. MISIRLIOĞLU
İNFEKSİYÖZ KORİZA
M.İhsan SOYSAL M.İhsan SOYSAL
Evcil Hayvanlarda Milli Eylem Planı Neden Gereklidir?
Tahir S. YAVUZ Tahir S. YAVUZ
İTHAL BESİ DANALARINI ÖLDÜRMEYELİM
Mehmet ALKAN Mehmet ALKAN
ET İTHALATI ÇÖZÜM DEĞİLDİR
H.Yücel ASI H.Yücel ASI
Newcastle Disease (ND)
Güney GÖKÇELİK Güney GÖKÇELİK
SPİROKETOZİS
Oktay DEPREM Oktay DEPREM
PET BESLEME ALIŞKANLIĞI
Remzi CİĞERLİ Remzi CİĞERLİ
JET HIZIYLA HİTLEŞTİK!

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Kırmızı Ette İşlenmiş Ürünlere Göre Tercih Ettiğiniz Marka
















Tüm Anketler

hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi


Altyapi: MyDesign Haber Sistemi