|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER
HABER ARA![]() EN ÇOK OKUNANLAR![]()
|
Mycoplasma İnfeksiyonları
Bitmeyen İnfeksiyonlar, Mycoplasma İnfeksiyonları ve Mücadele Stratejisi Mikoplazma infeksiyonlarının tavukçuluk sektörü için taşıdığı önem tartışılmaz. Geçen ay “haycancılıkhaber.com” sitesinde “Bitmeyen infeksiyonlar” başlığı altında yayınladığım yazıda amacım, meslek yaşamımda çok önem verdiğim bu konuyu irdeleyerek gerçek anlamda ülkemizde sürekli tartışılan, Mikoplazma infeksiyonlarının işletmeler için ne kadar önemsendiği? Ne kadar üzerine eğilinerek mücadele edildiği hep soru işaretleri ile doludur. Kimi zaman korku dolu, endişeli bir bekleyiş! Bu nedenle tavukçuluk ve hindi yetiştiriciliğinde ön plana çıkan, özellikle; Mycoplasma gallisepticum, Mycoplasma synovia ve Mycoplasma meleagrides üçlüsü olarak önemli yer tutmaktalar. Bu etkenlerin birincil önemi, damızlık sürülerde var oluşu ile beraber vertikal yolla yavrularına bulaştırma riskinden kaynaklanmaktadır. Bu durum hem tavuk hem de hindiler için aynen geçerlidir. Bu nedenle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı konuyu yönetmelik kapsamına alarak Mikoplazma ile mücadeleyi belirli bir kurala bağlamıştır. Etkenin özellikleri ile ilgili birkez daha irdelersek, Mycoplasma etkeni; Gram negatif, kokoid, çoğunlukla pleomorfik (PPLO) yapıdadır. Hücre duvarına sahip olmaması etkene önemli bir özellik kazandırmaktadır. Laboratuvar koşullarında üretilmesinde özel besi yerlerine ihtiyaç duyulur. Laboratuvar ortamında embriyolu tavuk yumurtasında üretilebilmekte ve tavuk eritrositlerini aglütine edebilme özelliğine bağlı olarak teşhis amacıyla aglütinasyon tekniğinden yararlanılabilmektedir. Ancak laboratuvar tanısı sanıldığı gibi kolay olmamaktadır. Gerçek anlamda deneyimli, alt yapısı güçlü, laboratuvar uzmanları tarafından gerçekleştirilebilir. Son yıllarda etkenin direk tespitine yönelik olarak Real Time PCR (RT-PCR) tekniği ağırlık kazanmaya başlamıştır. Özellikle bu molekiüler tekniğin de gerçekleştirilmesi için donanımlı ve yetkin bir laboratuvara ihtiyaç vardır. Klasik tanı tekniklerinden çok farklı bir metotdur. Dezenfektan türlerinin çoğuna dirençsizdir. Antibiyotik tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken husus; antibiyotiklerin etki mekanizmasında hücre duvarını etkileme özelliği bu etkenin direnç gösterdiği çok önemli bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle Mikoplazma etkenlerinin baskılanmasında bu durum göz önünde bulundurularak antibiyotikler seçilmelidir. Bilinmesi gereken gerçek şudur ki, Mikoplazma infeksiyonun tedavisi oldukça zordur hatta olnaka dışı gibidir. Etken ancak baskı altına alınabilir. Mikolazma etkenlerinin ortam sıcaklığından etkilenme hassasiyeti yüksektir. Düşük sıcaklıkta daha dayanıklı, yüksek sıcaklıkta ise dayanıksızdırlar. Bu nedenle soğuk ve rutubetli ortamları severler, buna bağlı olarak kış mevsimlerinde sürülerin etkilenme yüzdesi artış gösterir. Mycoplazma gallisepticum etkeninin farklı özellikte suşları bulunmaktadır; Bunlardan patojen yapıda olan S6 suşu, R suşu, aşı suşu olarak kullanılan 6/85 suşu ve TS-11 suşu, antijen hazırlamada kullanılan A5969 suşu, ördeklerden izole edilen 4229T suşu bulunmaktadır ve bu suşlarında birçok varyantları belirlenmiştir. Kanatlı türleri üzerindeki etkilerini kısaca gözden geçirecek olursak, örneğin hindiler Mg enfeksiyonuna tavuklardan daha duyarlıdırlar. F suşu hindiler için tavuklardan daha patojendir. Bu nedenle aşı uygulama stratejisinde F suşu içeren aşılar hindiler için tercih edilmemelidir. Etkenin yayılmasında transovarian yani yumurta yolu ile (vertikal) bulaşma ön plana çıkmaktadır. Bunun yanında enfekte hayvanlar, hava, tüyler, toz ve akıntılar vasıtası ile horizontal olarak da infeksiyonu yayarlar. Yayılım yavaş bir seyir izler. İnkübasyon süresi ortalama 3-4 haftadır. Ancak semptomların ortaya çıkmasında fırsatçı diğer etkenlerinde rol oynama sıklığı nedeni ile inkübasyon süresinde değişmeler görülebilir. Hastalığın en önemli özelliği yavaş gelişiminden dolayı çok sinsi bir görünümde olmasındandır. Broyler sürülerinde de bu duruma benzerlik vardır. İnfeksiyonun şiddeti çoğunlukla sekonder faktörler ile artma gösterir. İmmunsupresyon Mikoplazma infeksiyonlarının ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Klinik belirtilerde, klasik solunum sesleri ön planda görülür, aksırık, öksürük, okulonasal akıntı, infraorbital sinuslarda şişlik en belirgin olanlarıdır. Broyler sürülerinde, genç hayvanların solunum semptomları yaşlı hayvanlara göre daha şiddetli görülmektedir. Yemi değerlendirme ve canlı ağırlık kazanımı önemli oranda etkilenir. Yumurtacı hayvanlarda ve damızlık hayvanlarda yumurta veriminde gerileme gözlenir. Damızlık yumurtalarda embriyonik mortalitede artma ve buna bağlı olarak civciv çıkımında (hatchability) gerileme gözlenir. Bu nedenle civciv çıkımı ile ilgili yaşanabilecek problemlerde sorunu çok detaylı irdelemyi öneriyorum. Hatta birkaç puanlık azalmalar bile dikkate alınmalıdır. Mortalite, eğer komplike bir infeksiyon yapısına dönüşmemiş ise düşüktür. Ancak sahada genel olarak E.coli, Newcastle hastalığı (ND), İnfeksiyöz bronşitis (IB), ORT ve diğer infeksiyon etkenlerinin devrede olmasıdır. Çok önemli olan diğer bir husus ise sürünün immunsupressif bir etken ile karşılaşması gibi faktörlere bağlı olarak Mikoplazama galliseptikumun neden olduğu etkilenme şiddeti de doğal olarak artar. Bu durum genel anlamı ile CCRD ( Complicated Chronic Respiratory Disease ) olarak adlandırılır. Böyle bir tabloya gelmiş olan hayvanın otopsi bulgularında, burun kanallarında, sinuslarda ve tracheada mukus artışı, hava keslerinin opak bir görünüm alması ve kalınlaşmış olması bunun yanında hava keselerinde, perikardiumda veya karaciğerde perikarditis, perihepatitis bulguları hava keselerinin kazeöz yapısında değişimler ve peynirleşme görüntüsü farklı şiddette karşımıza çıkabilmektedir. Kış aylarında CCRD yapısından etkilenen sürülerde mortalite %20-30 lara ulaşabilir. Bu duruma gelen sürülerde artık hastalık ile mücadele ve tedavi uygulamaları zor ve masraflı olmaktadır. Özellikle broyler sürülerinde canlı ağırlık artış stresinin çok yoğun yaşandığı 25-30 günler civarında ölüm oranındaki artış çok faktöriyelli bir problem olarak düşünülmelidir. Bu durum civcivin yaşamının ilk günlerinden itibaren yaşadığı immunsupresif baskı özellikle gelişigüzel uygulanan hot aşı stratejisi ve diğer immunsupresif faktörler, mikoplazma infeksiyonlarının diğer patojen etkenler ile kombine olması 25-30 ncu günlere gelindiğinde geri dönüşümü olmayan şiddetli ölüm tabloları ve dolayısı ile işletmeye verilen önemli ekonomik kayıplar olarak karşımıza çıkmaktadır. Mikoplazma infeksiyonlarında teşhis; Trachea, hava keseleri, akciğer, sinus içeriği etken izolasyonu için kullanılabilir. Trachea ve damak sıvabı, horoz menisi, tavuk yumurta follikülleri bu amaca yönelik olarak değerlendirilmektedir. Teşhiste direkt ve indirekt tekniklerden yaralanılmaktadır; Direkt teknikler; İzolasyon, identifikasyon, immunperoksidaz, FAT, PCR, İndirekt teknikler; RSA, HI, ELISA yaygın olarak kullanılmaktadır. Teşhiste diğer solunum yolu etkenleri göz ardı edilmemelidir. Ayırıcı tanıda özellikle viral etkenlerden İnfeksiyöz Bronşitis Virus (IBV), Newcastle Disease Virus (NDV), Avian Pneumo Virus (APV) infeksiyonları, bakteriyel enfeksiyonlardan, İnfeksiyöz koriza, tavuk kolerası, Ornitobacterium Rhinotracheitis (ORT) göz önünde bulundurulmalıdır. Hindilerde Pastorella infeksiyonları, Ms, Vit A noksanlıkları dikkate alınmalıdır. Mg ve Ms ile mücadelesi uzun soluklu bir uğraşı gerektirir. Bu nedenle sabırlı ve kararlı olunmalıdır. Biyogüvenlik kavramının bilincine ulaşılması bu mücadeleyi de kolaylaştırır. İşletmelerde detay ararken en ufak ve basit önlemler göz ardı edilebilmektedir. Örneğin all in all out uygulamalarındaki yetersizlik. Yetersiz vantilasyon, kümes tozları, kümes içi amonyak oranında artış maalesef hala kümeslerde yaşanan önemli bir yönetim hatası olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle bu durum düzeltilmelidir. İşletmeye alınacak civcivlerin muhakkak Mg, Ms yönünden temiz damızlık işletmelerinden alınmasında birçok yarar bulunmaktadır. Damızlık işletmelerin fiziksel yapılarını düzeltmeleri, kapalı, çevre kontrol sistemli kümeslerin geliştirilmesi, minimum havalandırma sisteminin uygulanmasıdır. Biyogüvenlik önlemlerinin arttırılmasıyla Mg, Ms ve Mm başta olmak üzere diğer patojen etkenlerinde kümes ortamına bulaşma şansı azalmaktadır. Bütün bunların yanında sürülerde uygulanacak aşıların ve antibiyotik uygulamalarının etkenin baskılanmasındaki rolü büyük olmaktadır. Mikoplazma etkenleri sadece baskılanabilir. Uygulamanın kaldırılmasından kısa bir süre sonra etken yeniden çoğalmaya ve etkili problemler yaratmaya devam etmektedir. Dr.Ö.Zeyyad Mısırlıoğlu Uzm.Veteriner Hekim Vilsan İlaç A.Ş.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
![]() ![]() ![]()
SON DAKİKA HABERLERİ
![]()
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır.. Altyapi: MyDesign Haber Sistemi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||