Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS

*** Güncel Hayvancılık Haberlerini Sitemizden Takip Edebilirsiniz...  



HABER ARA


Gelişmiş Arama

BAKTERİYEL SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

Okunma  Yazar : Z. MISIRLIOĞLU
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 13738
Tarih  Tarih : 20 Şubat 2009 16:22

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Kanatlı hayvanlarda bakteriyel solunum sistemi hastalıklarının oynadığı rol bu işle ilgilenen herkes tarafından çok iyi bilinmektedir. Hastalıkların birçoğunda solunum sistemine lokalize olan bakteriyel patojenler, çoğu zaman primer hastalık etkeni olarak (Fowl cholera) sürü sağlığını olumsuz yönde etkilerken, bir kısımında primer etken olan virusların (İnfeksiyöz bronşitis virusu gibi), hayvanlarda yaptığı olumsuz etkilerin ardından sekonder etken (Escherichia col, ORT gibi) etkisini gösterebilmektedir.

Kış sezonuna girdiğimiz günlerde özellikle management şartları çok iyi olmayan kümeslerde solunum yolu problemleri kaçınılmaz olarak karşımıza çıkabilmektedir. Aslında işletmelerde çoğu zaman solunum problemleri yetiştirmenin bir parçası gibi de görülebilmektedir. Öyle ki çoğu yerde, çok doğal bir süreçmiş gibi görülebilmektedir de. Bu gün birçok bölgede basit olarak başlayan solunum problemlerinin çözümlenmemesi ile gelişen ve büyüyen sorunun önemi de işte bu mantalitede yatmaktadır. Bu problemler kesinlikle alışkanlık boyutunda olmamalıdır, işletme çalışma programında “Nasıl olsa karşılaşılacak bir problemmiş gibi algılanmamalıdır”. Bunu biraz daha açarsak; Sinidirm sistemi hastalıkları olsun, metabolizma hastalıkları olsun, solunum sistemi hastalıkları olsun. Bütün bu vakaların bir birleri ile girift ilişkileri olduğunu, Bir problemin başlayışındaki sebebin diğer problemin sonucu ile ortaklaştığı kesinlikle unutulmamalıdır.

Burada özellikle bazılarından sıklıkla, bazılarından arasıra söz edilen önemli  gördüğüm bakteriyel solunum yolu problemlerinden söz etmek istiyorum.

 

Tavuk kolerası (Fowl cholera):  Pasteurella multocida (PM), birçok kanatlı türlerinde hastalığa neden olabilmektedir. Piliçler, hindiler, ördekler gibi birçok evcil kanatlı türü bu etkene duyarlılık göstermekte ve sürülerde ekonomik kayıplara sebebiyet verebilmektedir. Etken, köpek, kedi ve rodentlerin ağız boşluklarında lokalize olabilmektedir. Bu evcil hayvanların çiftlik yaşamında ne denli önemli problemlere zemin hazırlayabileceğinin küçük bir örneğidir tavuk kolerası. Kümes içi ve civarında özellikle rodent kontrolünün kaçınılmaz bir biyogüvenlik önlemi olduğunun sadece bir örneğidir. Ayrıca kedi ve köpekleri çiftlik içerisinde mümkün olduğu kadar kümeslerden uzak tutulması uygun olanıdır. Hastalık etkeninin bulaştığı kanatlı hayvanlarda etken, kan dolaşım sistemi ve dokularda çok hızlı bir yayılım gösterir. Ayrıca kanibalistik hayvanlarda koleraya maruz kalmış olup ta ölenleri gagalayan tavuklara kolaylıkla bulaşabilmekte ve hayvanlar arasında hızla yayılım göstermektedir. Özellikle sıcak, ılık ve yağışı bol bölgelerde etkisini daha fazla gösterir. Hastalığın klasik formları vardır:

Perakut formu; Hiçbir klinik belirti göstermeden ani ölümler ile görülür.

Akut ve subakut formu; Ateş, depresyon, iştahsızlık, durgunluk, tüylerin kabarması gibi belirtiler ile seyreder.

Kronik form; Hayvanların uzun süre ayakta kalabildiği, ölüm oranının düşük seyreder. Bu formda;

Nezle şekli; Burun ve sinuslarda lokalize olan lezyonlar görülür.

Otitis şekli; Lezyonlar çoğunlukla orta kulak ve beyinde lokalize şekillenir. Tortikollis belirgin bir bulgudur.

Deri şekli; Sakal ve ibiklerde klasik şişlikle gözlenir.

Artritis şekli; Eklemler hedef olduğu için toplalık ve kanat problemleri sıklıkla gözlemlenir.

Peritonitis şekli; İç organlar ve özellikle ovaryumlarda lokalize olduğunda yurtlayan tavuklarda yumurta verimi kaybı kaçınılmaz olur.

Kolera tedavisinde birçok antibiyotik grupları etkilidir. Tedavi öncesinde kesinlikle antibiyogram uygulamalarının ardından antibiyotik tercihi yapılmalıdır. Tavuk kolerasının tipik tedavi antibiyotiği tetrasiklin ve sulfonamid gruplarıdır. Ayrıca, Florokinolonlar da tavuk kolerası tedavisinde etkin rol oynar. Biyogüvenliğin önemli bir parçası olan aşılama tavuk kolerasından korunmada bir seçenek olarak görülebilir.

 

İnfeksiyöz Koriza: Hemofilus paragallinarum (HPG) tarafından oluşturulan piliçlerin üst solunum yollarında etkili olan bir infeksiyondur. Hastalıkta tipik olarak infra orbital sinüslerde şişme gözlenir (swollen head), burun akıntısı, depresyon. Gelişkin tavuklarda gözlenen korizanın en tipik sonucu yumurta veriminin ciddi olarak düşmesidir. HPG, hayvan dışında çevrede uzun süre canlılığını koruyamaz. Hastalığın şiddetlenmesinde etkenin virülensi çok etkindir. Hijyen koşulları, stres faktörlerinin hastalığın şiddetlenmesinde etkisi büyüktür. Hastalığın sürü içinde yayılımı (morbidite) %80 düzeyinde görülür. Ölüm oranı (mortalite) %5–10 aralığındadır

Hastalığın tedavisinde Eritromisin, oksitetrasiklin ve Sulfonamid grupları oldukça etkilidir. Aşılama, koruyucu uygulama olarak biyogüvenliğin önemli bir unsurudur. Bu gün için bir çok işletmede aşı programlarının kaçınılmaz maddelerinden birisidir. İşletmede biyogüvenliğe yönelik bazı hususları belirtirsek;

* Öncelikle işletmeye infekte tavukların girişine engel olunmalıdır. 

* Kümes hijyeni ve uygun bakım koşullarının sağlanması,

* Farklı yaş grubu kanatlıların bir arada tutulmaması,

* Hastalık sonrasında kümesin boşaltılmasını takiben normal koşullara göre dezenfeksiyon ve temizlik sürecinin çok daha yoğun yapılması gereklidir.

 

Ornithobacterium Rhinotracheale  (ORT): Piliçlerde ve hindilerde solunum sisteminde etkili olan ORT etkeni oldukça özel bir bakteridir. Broyler piliçlerde solunum yolu problemlerine neden olur ve sürüde dikkat çekici ölümler gözlenebilmektedir. Ancak, vakaların çoğunda bakteri izolasyonu  yapılırken klinik tabloda sekonder etken olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle ORT etkeni çoğunlukla oportunist olarak anılır. Bakteri çok nazlıdır ve ürediğinde deneyimli bakteriyologlar tarafından ancak izole edilebilir. E.coli ve benzer bakteriler ile karışabilir. ORT infeksiyonu broyler piliçleri etkilemelerinin yanında hindilerde çok daha fazla patojenitesini gösterir. Mortalite hindilerde çok daha fazladır. Bu durumun tür duyarlılığı ile ilgisi vardır. Damızlıklarda ve ticari yumurtacı hayvanlarda da hastalık tespit edilebilmektedir. Ancak bu hayvanlarda daha sakin bir seyir izler (yumurta verimi üzerinde birkaç puan etkir). ORT teşhisi konulduğunda antibiyogram yapılmadan tedaviye başlanılmamalıdır. Etkenin antibiyotik gruplarına duyarlılığı çok hızlı olarak değişiklikler gösterebilmektedir. Tedavide penicilin, tetrasiklin, florokinolon gruparı oldukça etkilidir. ORT korunma programlarında aşı uygulaması da bir seçenek olarak sunulmaktadır.

 

Bordetellosis:  Etken, Bordetella avium dur ve genç hindilerin üst solunum yollarında etkili olmaktadır. Hindilerde tipik hırıltı çok barizdir, ayrıca, okulonasal akıntı, ağızdan soluma, trakeal kollaps, gelişim geriliği sıklıkla göezlenebilmktedir. Hastalık yaygın olarak hindi korizası olarak anılır. Çünkü hastalığın hindilerde görüldüğü semptomlar, İnfeksiyöz korizanın piliçlerdeki belirtileri ile çok fazla benzerlik gösterir. BA hastalığı piliçlerde de zaman zaman gözlenebilir. Fakat hastalık asıl olarak hindi hastalığı olarak bilinir. Sürüde yayılım oranı %100 düzeyine ulaşabilirken, ölüm oranı %5 seviyesindedir. Tipik bir seyir gösterir. Hastalığın sürüdeki etkisi 2–4 hafta kadar sürebilmektedir. Korunmada inaktif bakterin aşı uygulamaları yapılabilmektedir. Aşılamalarda damızlıklardaki uygulama ile yavruların maternal olarak korunması hedeflenmektedir. Canlı aşı uygulamaları ise genç hindilerin immunizasyonunda etkili olabilmektedir.

Genel olarak sonuç değerlendirmesi yapacak olursak;  Tedavi, Aşılama önemlidir. Biyogüvenlik şemsiyesi altında tutulan sürüler her zaman karlı üretim yapılabilen sürülerdir. Bu unutulmamalıdır. İşletme hijyeninin ne kadar fazla önem taşıdığını düşünmek gerekir. Aşı uygulamaları işletmede vaz geçilmeyen çok ama çok iyi programlanması gereken çok önemli bir biyogüvenlik halkasıdır. Antibiyotik tedavisi ise en son seçenek olmalıdır.

 

Dr.Ö. Zeyyad MISIRLIOĞLU

Uzman Veteriner Hekim

 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sponsor Firma Videoları















Tahir S. YAVUZ Tahir S. YAVUZ
Veteriner Tıbbi Ürünlerde Yeni Düzenlemeler
H.Yücel ASI H.Yücel ASI
Mineraller ve Mineral Eksiklikleri ve Akut Selenyum Zehirlenmeleri
Z. MISIRLIOĞLU Z. MISIRLIOĞLU
SALMONELLA Mücadele Etmesi Zor Sinsi Düşman
Remzi CİĞERLİ Remzi CİĞERLİ
Prof. Dr. Rüveyde Akbay; GERÇEK BİR SOSYAL MİMAR
Mehmet ALKAN Mehmet ALKAN
HAYVANCILIĞIMIZIN SONUNU HAZIRLIYOR
M.İhsan SOYSAL M.İhsan SOYSAL
Evcil Hayvanlarda Milli Eylem Planı Neden Gereklidir?
Güney GÖKÇELİK Güney GÖKÇELİK
SPİROKETOZİS
Oktay DEPREM Oktay DEPREM
PET BESLEME ALIŞKANLIĞI

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Kırmızı Ette İşlenmiş Ürünlere Göre Tercih Ettiğiniz Marka
















Tüm Anketler

hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi


Altyapi: MyDesign Haber Sistemi