İzmir Tarım Grubu Dönem Sözcüsü ve Te-Ta Teknik Tarım Genel Koordinatörü Sümer Tömek Bayındır, son günlerde hay vancılık sektörüne ilginin tekrar artığını ve hareketlenmenin başladığını belirtti. Bayındır ayrıca, önümüzdeki yıl larda küçükbaş hayvancılık ala nında da endüstriyel tipte yetiştiri ciliğin artmasını beklediklerini söyledi.
Türkiye’de tarım ve hayvancılı ğa yönelik mevcut uygulamaların, bu sektörlerde ve üreticilerde büyük sıkıntılar yarattığını aktaran Bayındır, tarım ve hayvancılığa destek verilmesi ge rektiğini belirterek, serbest piyasa ekonomisinin tam olarak uygulan maması nedeniyle önce süt üreticilerinin, şimdi de besicilerin mağ dur olduğunu dile getirdi. Bayındır; “Maliyetlerin yüksek olması ve üreticiden süt alım fiyat larının 1,5 yıldır giderek düşmesi nedeniyle hayvan varlığında ka yıp yaşandı” diye konuştu.
2009 başından bu yana, koyun ve kuzu fiyatlarında da çok büyük artışlar yaşandığını aktaran Bayındır, 1991′de 40 milyona ya kın olan koyun sayısının, önü müzdeki dönemde 20 milyonun altına düşmesinin beklendiğini anlattı. Bayındır; “Modern şekil de koyun ve keçi üretimini artıracak yollar bulmalıyız. Oysa bugün inek sütü ile koyun sütü aynı fiyata satılıyor. Oysa koyun sütü 2,5 kat daha değerli. Alım fiyatı ve maliyetler kontrol edilmezse, koyunculuğun tükenme nok tasına gelmesi kaçınılmaz” dedi.
Türkiye’de Küçükbaş Hayvancılığın Durumu
1980’li yıllardan sonra uygulanan politikalar, tarımın ve dolayısıyla hayvancılığın genel ekonomi içerisindeki ağırlığını azalttı. Bu durum, makro ekonomik yaklaşımlar açısından olması gereken bir süreç olarak kabul edilebilir. Fakat ekonomideki gelişmeler, dalgalanmalar ve katma değer üretiminin yavaş ve sınırlı artması tarımı olumsuz etkiledi. Tarım sektörüne yönelik uygulanan politikalar, fiyat müdahaleleri, destekleme politikasındaki değişmeler, girdi desteklerinin azalması kırsal alanda en çok küçük üreticiyi etkisi altına aldı. Özellikle küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticiler uygulanan politikalar sonucu olumsuz koşullardan en çok etkilenen kesim oldu. Buna karşın, giderek yoksullaşan topraksız, az topraklı veya az sayıda hayvan sahibi olan kırsal halk için, özellikle küçükbaş hayvancılık halen önemli bir geçim kaynağı olarak önemini koruyor.
Türkiye’de tarım işletmelerinde bitkisel ve hayvansal üretim çoğunlukla organik bir bütün olarak yapılıyor. Tarım işletmelerine hem bitkisel üretim hem de hayvancılık faaliyetleri açısından bakıldığında, küçük ölçekli işletmelerin egemen durumda olduğu ortaya çıkıyor. Büyükbaş hayvana sahip işletmelerin yaklaşık yüzde 90’ı 10 veya daha az sayıda hayvana sahip. Küçükbaş hayvancılıkta ise durum daha da belirgin. Çünkü işletmelerin yaklaşık yüzde 70’inde küçükbaş hayvan bulunmuyor. Küçükbaş hayvan sahibi olan işletmelerin ise yaklaşık yüzde 90’ı 20’den daha az sayıda küçükbaş hayvana sahip. Türkiye’de genel olarak, tarımsal işletme büyüklükleri ile sahip olunan hayvan sayısı paralellik gösteriyor. Yani, işletme büyüdükçe hayvan sayısı ve niteliği de artıyor, işletme küçüldükçe hayvan sayısı azalıyor, niteliği ise düşüyor.
Hayvancılık ile uğraşan işletmelerin oranının az olması, tarımda hayvancılıktan elde edilen üretim değerinin de az olmasına neden oluyor. Nitekim toplam tarımsal üretim değeri içinde hayvansal üretim değerinin payı yüzde 19,4. Oysa, bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 65-70 dolayında. Örneğin, AB’nde bu oran yüzde 58,2.