Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS

*** Güncel Hayvancılık Haberlerini Sitemizden Takip Edebilirsiniz...  



HABER ARA


Gelişmiş Arama

KÜRESEL ÜRETİM..!

Kişisel olarak, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretimi teşvik etmenin son derece önemli ve hayati olduğuna inanmaktayım.

Kategori  Kategori : Gıda ve Çevre Hijyeni
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 10514
Tarih  Tarih : 04 Aralık 2009 12:16

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto


“Sayın Hanımefendiler ve Beyefendiler

Öncelikle, bu Yuvarlak Masa görüşmelerinde eş başkan olarak seçilmiş olmaktan dolayı büyük bir onur duyduğumu ifade etmek isterim. Tartışmamız gereken pek çok husus olduğundan bir an önce konuya girmek isterim.

Konuyla ilgili aslında çokta hazırlıksız başlamıyoruz. 2007 tarihinden itibaren gıda fiyatları yükselmekte olduğundan küresel gıda güvenliği konusu tekrar medyanın ve politikanın gündemine girmiştir. Bu nedenle şu anda, pratikte gıda güvenliğinin sağlanması için nelerin gerekli olduğu hususuna odaklanabiliriz.

Bu bağlamda son derece önemli olduğunu düşündüğüm dört maddeyle başlamak isterim. ( Bu noktada iklim değişiklikleri konusuna değinmeyeceğim zira bu konu başka bir yuvarlak masa toplantısının konusu olacaktır.Ancak  şunu açıkça belirtmem gerekir ki; iklim değişiklikliği konusuna değinmezsek herhangi bir gıda güvenliği konusunu konuşmamıza gerek kalmayacaktır.)

Bir : Altyapı

Altyapı demekle sadece nakliye altyapısından bahsetmiyorum. Aynı zamanda, belkide daha da önemli olarak tarımsal altyapıdan bahsetmekteyim. Mesela depolar, kesimhaneler ve su tasarrufu ve yönetimi için ekipman gibi. Tüm bu konularda yatırım yapılmasına ihtiyaç duymaktayız.

Tüm bu bahsettiğimiz konularla ile ilgili yatırımlar devlet tarafından yapılabilir ancak özel sektörde konuyla ilgili önemli bir rol oynayabilir ve hatt-ı zatında oynamalıdır da. Bunun yolu, özel sektörün uzmanlığı ile hükümetlerin toplumsal rolünün özel sektör-kamu sektörü işbirliği çerçevesinde bir potada eritilebilmesinden geçmektedir. Ancak bu, aynı zamanda özel sektör şirketlerinin ortak girişimleri çerçevesinde de başarılabilir.

Ancak sözkonusu yatırımların özel veya kamusal spekülatif arazi alım satımına yol açmayacağından emin olmamız gerekir. Yatırımlar ilgili tüm tarafların yararına olmak zorundadır. Dolayısı ile gıda güvenliği çerçevesinde tarımsal alanlarda maksimum verimi elde edebilmek için yoğun yatırımlar ile ilgili acilen bir yol haritası çizmemiz gerekmektedir.

Konunun bir başka tarafı da, altyapının gelişmesini sağlayacak olan arazilerin yeniden yapılandırılma programlarıdır. İhtiyacımız olan şey geleceğe dönük yasal ve politik bir çerçevede tarlaların sürdürülebilir büyüklüklere ulaştırılabilmesi için ülke çapında programları teşvik etmeliyiz.

Bu da beni bu konu dahilinde son noktaya getiriyor; finansal altyapı veya daha açık belirtmek gerekirse para!

Öncelikle, özellikle hayvan ve bitki hastalıkları ile birlikte iklime bağlı risklere karşı değişik sigorta politikalarının oynayabilecekleri roller üzerine düşünmemiz gerekir. Olayın bir başka boyutu ise mikro kredidir. Mikro kredilerin halihazırda yerel tarımsal ve diğer ekonomik faaliyetleri teşvik etmek için etkili bir araç olduğu kanıtlanmıştır.

Kişisel olarak, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretimi teşvik etmenin son derece önemli ve hayati olduğuna inanmaktayım. Kilit donör ülkelerin önümüzdeki üç yıl içerisinde tarıma 20 milyar dolar ayırmanın yollarını bulmaya dair anlaşmış olmaları ümit verici bir durumdur. Bu iyi bir başlangıçtır. Zira tarım yatırım öncelikleri listesinde üst sıralara doğru hareket etmeye başlamıştır.

Bu noktada sadece harcanan miktar önem arz etmemekte olup, anılan miktarın nasıl harcandığı da bir o kadar önemli olmaktadır. Herhangi bir ülkede tarım sektörüne sadece para harcamak herhangi bir sonuç doğurmaz. Paranın akıllıca kullanılacağına dair toplumsal düzeyde açık bir taahhütte bulunulması gerekmektedir. Tabiri caiz ise cepteki para kısıtlı olup bu paranın ziyan edilmemesi gerekmektedir. Dolayısı ile parayı çarçur etmek istemiyorsak bu parayı kadınlara vermemiz gerekir! Gelişmekte olan dünyada tarım sektöründe itici güç kadınlardır.

İkinci temel element : Teknoloji

Teknoloji “daha az ile daha fazla gıda üretebilmek” için ihtiyaç duyduğumuz şeydir.

Ancak bize büyük ölçüde yardımcı olan bazı teknolojiler politik açıdan son derece tartışmaya açıktırlar. Bu noktada bahsettiğim şey aslında özelikle genetiği değiştirilmiş organizmalardır. (GDO) 

Bugün burada GDO’lar ile ile ilgili size vaaz vermeyeceğim. Ancak takdir edersiniz ki bu konuyu sümen altı etmekte mümkün değildir.

İklim değişiklikleri hız kazanırken ve susuzluk ile hastalıklar gittikçe önem kazanırken hastalıklara ve çevresel steslere karşı gelişmiş bir dayanıklılık gösteren GD (genetiği değiştirilmiş) ürünlerin olası yararlarını görmemezlikten gelemeyiz.

Tüm dünyada karar verirken bilimin sesine kulak vermemiz gerektiği hususu son derece önemlidir. Hatta bazı durumlarda özellikle yerel şartlara bağlı olarak bazı diğer faktörleri hesaba katmamız gerektiğinde bile.

Tabi bu noktada teknoloji ve yenilikler (inovasyon) hakkında konuşurken fikri mülkiyet hakları konusuna değinmeden geçemeyeceğimiz aşikardır.

Kaynak yoksunu gelişmekte olan ülkelere bazı teknolojilerin ucuz olarak getirilebilmesini sağlamaya çalışan bazı kişilerin sözkonusu hakların askıya alınmasını istemeleri noktasındaki motivasyonlarını anlayabiliyorum.

Ancak fikri mülkiyet hakları yeniliklerin (inovasyonun) öncelikli olarak hayata geçirilebilmesi için aynı zamanda önem arz etmektedir. Herhangi bir teknolojiyi geliştirmenin, malum, bir maliyeti vardır. Bunun için harcanacak paranın bir kısmı kamu sektöründen gelir ancak özel sektöründe bu işte hatırı sayılır bir rolü vardır ve özel sektör, fikri mülkiyet konusundaki kurallar bir kenara bırakılırsa sözkonusu rolü oynamak üzere ısrarcı olabilir. Böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin veremeyiz.

Üç : Ticaret

Tüm üyelerin hazır bulunduğu bölüm ile sübvansiyon ve ticaret bozuklukları ile ilgili dün gerçekleşen birinci yuvarlak masa görüşmelerinde yer alan tüm gelişmekte olan ülkelerin konuşmacıları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında aşık atılabilecek herhangi bir alan olmadığınından dem vurdular. 

Ancak  AB, uzun yıllardır CAP ile ilgili bir reform prosesi üzerinde yatırım yapmakta olup tarafımızın yerel desteğinin büyük çoğunlukla ticaret üzerinde bozucu etki yaratmayan desteklerdir. Aynı zamanda DDA çerçevesinde gelişmekte olan ülkeler ile tarımsal ticaret politikalarını görüşüp tartışmak hususunda verilmiş olan vaatlerimiz bulunmaktadır.

Gıda güvenliği konusunda ticaret, sorunun bir parçası değil çözümün bir parçasıdır. Arz konusunda ise düzgün işleyen küresel bir gıda pazarının, yerel değişikliklerin ortadan kaldırılabilmesine yardımcı olacağı kesin olup bu durum gelişmekte olan ülkeler açısından gerçek ekonomik fırsatların kapısını açabilir. 

Genova’daki tartışmalarımıza devam edelim ve gerçekten gelişme eksenli bu turu tamamlayalım.

Bu AB’nin Gelişme için Tutarlı Politalar konusundaki katkısı hususunda son derece önemlidir.

Ancak sınır ötesinde de tutarlı politikaların varlığına ihtiyaç duyduğumuz hususunun da akıllardan çıkarılmaması gerekmektedir. Tarım, Gıda Güvenliği ve Beslenme ile ilgili Küresel İşbirliği bu konudaki tartışmalar için faydalı bir başlangıç olabilir.  

 
Dördüncü ve son olarak bu beni iyi bir küresel yönetim noktasına getiriyor.

Gıda güvenliğine tam anlamıyla birleşmiş bir yaklaşımın zor olduğunun farkındayım. Zira farklı hükümetler, arazi geliştirme ofisleri ve hayır kuruluşları yaklaşımları açısından belirli düzeyde bir bağımsızlığı her zaman koruyacaklardır.

Ancak bizimde geçmişte göstermiş olduğumuz performansımızı ilerletmemiz gerekmektedir. Konu gelişme olunca tamamen farklı tellerden çalan insanların nelere yol açtığını daha önce görmüştük.

Kararlı bir şekilde ve metodik adımlarla ileriye doğru gitmeli ve kaydedeceğimiz ilerlemelerin, gerçekleştikçe farkında olmalıyız.

Bazı çok ümit verici işaretleri şu anda dahi almaktayız.

Çok önemli olarak, Ekim ayı içerisinde üzerinde mutabık kalınan Dünya Gıda Güvenliği Komitesi (CFS) ile ilgili reform iyi bir haberdir.

Reforme edilmiş ve güçlendirilmiş bir CFS, küresel tartışmalarda ağırlığını koyabilmek açısından daha iyi bir konuma gelmiş ve gıda güvenliği ile ilgili düşüncelerin değerini belirli bir noktaya getirmiştir.

CFS’den yararlanırken, sözkonusu reformun ortaya koymuş olduğu yol haritasına sadık kaldığımızdan da emin olmamız gerekir.

CFS, hem münferit ülkelerin özel endişeleri hemde bölgesel ve küresel görüşmelerde bir köprü görevi görmelidir. Bunun kesinlikle gerçekleşmesini sağlamalıyız.

Diğer taraftan CFS’nin daha öncede değindiğim kamu-özel sektör işbirliğine yardımcı olmasını sağlamalıyız. Bu konuda potansiyel yararlar son derece çok olup konuyla ilgili gerçekten çok çaba sarfetmeliyiz. Özellikle Afrika kıtasında başarı hikayeleri yaratabilmek için, gelin elimizden gelenin en iyisini yapalım.

Bende, dün Sayın Guyana Başkanı’nın söylediklerine tamamen ve gerçekten inanmaktayım – çiftçi organizasyonlarını da içeren özel işletmeler ve sivil toplumun, muhtemelen bölgesel seviyede de ölçeklenebilecek yerel seviyede somut çözümler üretebilmeleri için gerçek bir ortamın yaratılmasına ihtiyacımız bulunmaktadır.

Burada, altını çizmemiz gereken başarı hikayelerimiz var. Önümüzdeki yıllarda neler yapabileceğimiz konusunda Gıda Hizmetlerinin deneyimlerinden yararlanabiliriz ki reform yapılan CFS bu noktada kilit rol oynayabilir.

Yönetim konusunda ise; gıda güvenliği alanıda faaliyet gösteren yeni Üst Düzey Görev Gücünün Gıda Hizmetleri ile ilgili Avrupa Birliği ile işbirliği yapma şekli beni son derece ümitlendirmiştir. 

Konuşmamı bu noktada tamamlamam gerekiyor.

Gıda güvenliği kesin şekilde gündemde olup konuyla ilgili yönetimi de içerecek şekilde pek çok değerli çalışma yapıyoruz.

Ancak artık sonuç almalıyız. Altyapı, teknolojik gelişme ve teknoloji transferi ile ticaret konularında sonuç almalı ve iyi örnekler ile ilgili nasıl bir görüş alış verişinde bulunacağımızı düşünmemiz gerekmektedir.

Teşekkür ederim. İlginç ve yararlı bir görüşme olacağını umuyorum.
 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sponsor Firma Videoları















Tahir S. YAVUZ Tahir S. YAVUZ
Veteriner Tıbbi Ürünlerde Yeni Düzenlemeler
H.Yücel ASI H.Yücel ASI
Mineraller ve Mineral Eksiklikleri ve Akut Selenyum Zehirlenmeleri
Z. MISIRLIOĞLU Z. MISIRLIOĞLU
SALMONELLA Mücadele Etmesi Zor Sinsi Düşman
Remzi CİĞERLİ Remzi CİĞERLİ
Prof. Dr. Rüveyde Akbay; GERÇEK BİR SOSYAL MİMAR
Mehmet ALKAN Mehmet ALKAN
HAYVANCILIĞIMIZIN SONUNU HAZIRLIYOR
M.İhsan SOYSAL M.İhsan SOYSAL
Evcil Hayvanlarda Milli Eylem Planı Neden Gereklidir?
Güney GÖKÇELİK Güney GÖKÇELİK
SPİROKETOZİS
Oktay DEPREM Oktay DEPREM
PET BESLEME ALIŞKANLIĞI

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Kırmızı Ette İşlenmiş Ürünlere Göre Tercih Ettiğiniz Marka
















Tüm Anketler

hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi


Altyapi: MyDesign Haber Sistemi