Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS

*** Güncel Hayvancılık Haberlerini Sitemizden Takip Edebilirsiniz...  



HABER ARA


Gelişmiş Arama

Arıcılığa CAN Verelim

Yanlış uygulamaların yaşandığı sektör sürekli kan kaybediyor:
Arıcılığı nasıl canlandırırız

Kategori  Kategori : A r ı c ı l ı k ve B A L
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 8952
Tarih  Tarih : 29 Kasım 2009 22:05

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto


 

Dünyanın en verimli arı ırklarından bazılarının anavatanı Anadolu topraklarıdır. Geleneksel tedavi ilaçlarının %90’ının içeriğinde bal vardır. Insanlarımız balı şifa diye tüketmektedirler. Ancak, yanlış arıcılık uygulamaları ve olumsuz iklim koşulları nedeni ile son iki kışta %50’yi geçen koloni kayıpları oldu, bal üretimi düştü, ihracat durdu, ithalat başladı.
Türkiye’de 4,5 milyon koloni vardı. Koloni başına verim 17 kg idi. Yılda 50-60 bin ton bal üretiliyordu. 38 bin aile arıcılık yapıyordu. 10 bin aile geçimini sadece arıcılıktan sağlıyordu. Yılda 5-6 bin ton bal ihraç ediliyordu. 20 koloniden sadece bir tanesinin ana arısı değiştirilebiliyordu. Değiştirilen ana arıların da damızlık vasıfları ve kaliteleri kontrol edilemedi. Şu anda ise, Türkiye’de bal kalitesi denetimi yok denecek kadar yetersiz ve göstermelik hale geldi. Ticari früktozlu ve sakarozlu ballar yaygın olarak pazarlanıyor. Yanlış arıcılık uygulamaları ve olumsuz iklim koşulları nedeni ile son iki kışta %50 yi geçen koloni kayıpları oldu, bal üretimi düştü, ihracat durdu, ithalat başladı.

GIDA ZİNCİRİNDEKİ ÖNEMİ
Bal arıları nektar ve polen toplamak için çiçekleri ziyaret ettiklerinde onların döllenmesini ve ürünün oluşmasını sağlarlar. Bir gram (bir damla) balın üretimi için arılar yaklaşık 120.000 çiçeği ziyaret ederler. Bitkilerin gelişmesinde, tarımsal ürünlerin oluşmasında ve hayvancılığın ana girdisi olan yem bitkilerinin veriminde, arılar su ve gübre kadar önemlidir. Özellikle zararlı böcek mücadelesi yapılan tarım alanlarında diğer dölleyici böcekler öldükleri için döllenmede mutlaka bal arısına ihtiyaç duyulmaktadır.
Ayçiçeğinde hiç döllenmeyen tarlalardaki verime göre, arılarla yeterli döllenen tarlalardaki verimin beş kat arttığı görülmektedir. İdeal döllenme için her üç dekar ayçiçeği tarlasında bir arı kolonisi bulundurulması gerekmektedir. Bu bir koloni üç dekarlık alandan 20-30 kg arasında bal toplayabilmektedir.

TÜRKİYE ARICILIĞININ
POTANSIYELİ
Ülkemiz adeta bir kıta gibi, yedi ayrı iklim özelliği gösteriyor. Buna bağlı olarak varolan 12.000 bitkinin büyük bölümü nektarlı ve polenli bitkiler. Rehabilite edilecek bozuk mera ve orman alanlarına paralel olarak ballı bitkiler miktar ve çeşit olarak daha da artacaktır.
Dünyanın en verimli bazı arı ırklarının ana vatanı Anadolu topraklarıdır. Bunların en önemlileri Kafkas, Anadolu, Meda, Suriye, Kıbrıs, Muğla ve Karnica arıları. Anadolu insanının 3000 yıllık arıcılık geleneği vardır. Geleneksel tedavi ilaçlarının %90’ının içeriğinde bal vardır. İnsanlarımız balı şifa diye tüketmektedirler.
Balın dış satım şansı yüksektir. Bu imkanlar iyi değerlendirilerek Türkiye arıcılığını bugünkünün en az on katı büyütmek mümkündür. Diğer yandan halen 225 bin ton bal ithalatı ile çok önemli bir pazar olan AB topluluğunun bal açığını karşılamada Türkiye’nin diğer tarımsal ürünlerinin hiçbirisinde olmayan önemli bir şansı bulunmaktadır. Arıcılığın bitkisel üretim ve kırsal kalkınma için bunca önemine karşın Türkiye arıcılığının eğitim, damızlık, arı sağlığı ve bal kalitesinin kontrolü gibi önemli sorunları vardır.
 
YANLIŞ KOLONI DAĞITIMI
1990-2000 yılları arasında köylüleri arıcı yapacağız diye kamu eli ile 700 bin koloni dağıtılmıştır. Bu koloniler Sosyal Yardımlaşma Vakıfları, İl Özel İdareleri ve Orman Bakanlığı gibi kuruluşlarca arı tüccarlarından satın alınmış ve eğitilmemiş köylülere verilmiştir. Bu dağıtımı ağırlıkla Tarım Bakanlığı taşra teşkilatları yapmıştır.
Koloni dağıtımına iyi niyetle başlanmış olmasına rağmen uygulamada daha kolay ve ucuz temin edilebilen Muğla Irkı koloniler satın alınmış ve Anadolu’ya verilmiştir. Muğla arısının Çam Basra Böceği’ne endeksli bir yaşam biyolojisi vardır. Bu arı ilkbahar ve yaz sezonu boyu yavru yaparak kendisini Eylül ayındaki basra balına hazırlar. Bu arı Muğla’da başarılıdır. Muğla arısı ile Anadolu’da çiçek balına endeksli arıcılık yapılamamaktadır. Anadolu’da kışlamak durumunda olan Muğla arısı kışın ölmektedir. Ankara İli’nde geçmiş yıllarda 4 defa dağıtılan kolonilerin tamamının ölmüş olmasına rağmen 2005 yılında yeniden 4500 koloni dağıtılmıştır.

BALDA KALITE KONTROL
SORUNU
Üreticiler yoğun arı hastalıkları ile bulaşık kolonileri tedavi etmek amacı ile pek çok kimyasallar kullanmaktadırlar. Varroa parazitine, yavru çürüklüklerine ve ergin arı hastalıklarına karşı kullanılan kimyasallar ve antibiyotikler balda kalıntılar bırakmaktadır.
Kimyasal kalıntılar açısından tespitler farklıdır. Örneğin bal ambalajlayan ve balda naftalin analizleri yaptığını ifade eden bir firma üreticilerden gelen balların % 90’ında naftalin ve antibiyotik kalıntısı olduğunu ifade etmektedir. Tarım Bakanlığı Kalıntı İzleme Dairesi ise naftalin kalıntılarının son yıllarda azaldığını bildirmektedir.
Ayrıca Avrupa Birliği’nde yasak olan ve Çin ballarına ambargo konmasına neden olan Türkiye arıcılarının bilmediği ve kullanmadığı Kloramfenikol’un Türk balı olarak Avrupa’ya satılan ballarda çıkması izah edilemez bir durum olarak görülmektedir. Bu durumun bir tek açıklaması bulunmaktadır. Çin ballarının Türk balı diye AB’ye satılmaya çalışılmasıdır. Ballar geri gelince de iç piyasaya verilmesidir. Avrupa Birliği’nin kalıntı izleme komisyonunun 2005 Ocak ayında yaptığı tespitlerin raporu ile 21-26 Ağustos 2005 tarihinde Irlanda - Dublin’de yapılan Dublin 39. Dünya Arıcılık Kongresi’nde (Apimondia) Aplika Laboratuarı yetkililerince sunulan 114B numaralı tebliğdeki bilgiler bu durumu teyit etmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan ve sadece Türkiye’ye mahsus olan petekli bal tüketimi ile daha büyük bir risk yaşanmaktadır. Türkiye’de maalesef naftalin kalıntısız ve parafin katkısız temel petek bulunmamaktadır. Bu naftalinli ve parafinli temel petekler balla tüketilmektedirler. Naftalin de parafin de petrol ürünüdür ve kanserojendirler. Petekli bal tüketim alışkanlığı olan tüketicilere temel petekleri yemeden petekli balları nasıl yiyecekleri anlatılmamaktadır. Tüketicilere bu anlatılmalıdır.

TİCARİ ŞEKERLERLE
BAL ÜRETİMİ
Yürürlükte olan bal kodeksinde çay şekeri sakaroz oranının çiçek ballarında en çok %5 olabileceği belirtilmiştir. Uzun yıllardır bazı üreticilerin özellikle petekli bal üretimi için kolonilerini bal üretim sürecinde de sakarozla besledikleri görülmektedir. Dolayısı ile ballarda sakaroz oranı % 50 seviyelerine doğru artmaktadır. Petekli bal piyasası açısından önemli bir merkez olan Erzurum’da bal dükkanlarında ballar şekerli ve şekersiz ballar olarak ayrılmakta ve değişik fiyatlardan satılmaktadır. Ancak, bu şekerli beslenme ile üretilen ballara arılar vücut enzimlerini de kattığından bu sahtecilik analizlerle kolay anlaşılamamaktadır. Tarım Bakanlığı’nın klasik şeker laboratuarları kendilerini yenileyememiş ve bu tahsisi belirlemekte yetersiz kalmıştır. Bu eksikliğin üreticiler tarafından fark edilmesi ile tahsis artmıştır. Üreticiler son yıllarda sakarozun yerine daha ucuz olan ticari glikoza ve früktoza yönelmişlerdir. Bu sahtecilik daha da yaygınlaşarak hiç arı görmemiş ticari şekerler doğrudan bal diye satılır olmuştur.
Vitrinde bal diye satılanların ve en azından mısır şekeri orijinli balların yanlışını ve doğrusunu bilebilen teknik eleman, teknik bilgi ve laboratuar donanımı Tarım Bakanlığı’nda mevcuttur. Yapılması gereken bu imkanların müstakil bir laboratuarda bir araya getirilmesi, yanlışı ve doğruyu belirleme iradesinin gösterilmesidir. Bu irade gösterildiğinde Türkiye arıcılığı ve arıcısı kurtulacak, tüketici ise kandırılmadan doğru balı yiyebilecektir.
Arıcılarımızın bilmeden yaptıkları bir yanlış da mahalli üreticilerin sattıkları kekleri kullanmalarıdır. Ucuz olduğu için kekler genellikle mısır früktozundan yapılmaktadır. Yıllık 5.000 ton mısır früktozlu kek pazarlandığı bildirilmektedir. Bu keklerin, arıların fizyolojilerini bozduğuna dair araştırmalar ve arıcı gözlemleri bulunmaktadır. Diğer yandan bal kodeksine göre balda hiç olmaması gereken ticari früktoz arılara besleme amaçlı yedirildiğinde keklerle bala da geçmektedir.

KURAKLIK FAKTÖRÜ
Arıların gerçek ölüm nedenleri; damızlık kullanılmaması, kullanılanların vasıfsız olmaları, arı hastalıklarının yaygınlığı, arıların GDO’lu früktozla beslenmeleri gibi nedenlerdir. Belirtilen yanlışlıklardan dolayı hassaslaşan ve zayıflayan koloniler yaşanan olumsuz iklim koşullarının da tetiklemesi ile ölmektedirler. Ölümler daha çok arıcılık bilgileri yetersiz, yukarıda bahsedilen yanlış uygulamaları yapan, iklim şartlarına göre önlem alamayan arıcıların kolonilerin de olmaktadır. Yıllık bal üretimi 60-65 bin ton iken, arı ölümlerine paralel olarak iklimsel nedenlerle flora yetersizliği de etkili olmuş, 2007 üretim sezonunda bal üretimi yarı yarıya azalmıştır.
Son yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklık arıcılığı da olumsuz etkilemiştir. 2006 ilkbaharında yaşanan soğuklar arı florasını da dondurmuş, koloniler sonbaharda genç nesil yetiştirememişler ve kışın kayıplar artmıştır. 2007 yazının yüksek sıcaklıkları Trakya’da ayçiçeğinin gelişmesini olumsuz etkilemiş, bundan arılar da yeterli nektar alamadıkları için zarar görmüşler ve koloni ölümleri artmıştır. Aynı ekstrem sıcaklar çam balının kaynağı Basra Koşnilini kurutmuş, arılar çam balı yapamamışlar ve kışın yüksek koloni ölümleri olmuştur.  Arılara pancar şekeri yedirilerek üretilen balları belirleyen bir laboratuar analiz yöntemi henüz Türkiye’de bilinmemektedir.

SONUÇ
Arı ölümleri durdurulabilir. TEMA Vakfı’nın ve kimi bilinçli arıcıların uygulamaları bunun mümkün olduğunu göstermektedir. Ülke genelinde arı ölümlerinin durdurulması için Tarım ve Köy Işleri Bakanlığı’nın duyarlı olması ve doğru arıcılık politikası üretmesi gerekiyor. Tarım Bakanlığı eğitimdeki, damızlıktaki, arı sağlığındaki ve bal kalite kontrolündeki bu çarpıklıkları mutlaka düzeltmeli, üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak akılcı tedbirleri almalıdır.
Kaynak: Türkiye Arıcılığındaki Tehlikeler (TEMA Vakfı Arıcılık Danışmanı Ahmet Inci) raporundan kısaltılarak alınmıştır.


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sponsor Firma Videoları















Tahir S. YAVUZ Tahir S. YAVUZ
Veteriner Tıbbi Ürünlerde Yeni Düzenlemeler
H.Yücel ASI H.Yücel ASI
Mineraller ve Mineral Eksiklikleri ve Akut Selenyum Zehirlenmeleri
Z. MISIRLIOĞLU Z. MISIRLIOĞLU
SALMONELLA Mücadele Etmesi Zor Sinsi Düşman
Remzi CİĞERLİ Remzi CİĞERLİ
Prof. Dr. Rüveyde Akbay; GERÇEK BİR SOSYAL MİMAR
Mehmet ALKAN Mehmet ALKAN
HAYVANCILIĞIMIZIN SONUNU HAZIRLIYOR
M.İhsan SOYSAL M.İhsan SOYSAL
Evcil Hayvanlarda Milli Eylem Planı Neden Gereklidir?
Güney GÖKÇELİK Güney GÖKÇELİK
SPİROKETOZİS
Oktay DEPREM Oktay DEPREM
PET BESLEME ALIŞKANLIĞI

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Kırmızı Ette İşlenmiş Ürünlere Göre Tercih Ettiğiniz Marka
















Tüm Anketler

hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi


Altyapi: MyDesign Haber Sistemi