Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Meslek Kuruluşları | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS

*** Güncel Hayvancılık Haberlerini Sitemizden Takip Edebilirsiniz...  







HABER ARA


Gelişmiş Arama

GDO'dan kaçış yok

800'den fazla GDO'lu ürünü tüketiyoruz ama ne yediğimizi biliyor muyuz

Kategori  Kategori : Küçükbaş Hayvancılık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 13213
Tarih  Tarih : 14 Kasım 2009 22:58

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto


İnsanlar, tarıma başladığından beri yetiştirdileri bitki ve hayvanlara istedikleri özellikleri kazandırmaya çalışıyor. ’Yetiştirmek’, yapay bitkilerin özelliklerine müdahale ederek onları daha verimli hale sokmak olarak tanımlanıyor.

Bir başka değişle bitkilere müdahale tarımın başlangıcından itibaren söz konusu. Ancak bu müdahale bitkilerin doğrudan genleri üzerinden olmamıştı. Bilimin gelişmesiyle 1980’lerden sonra bu da mümkün oldu.

Bu ay NTV Bilim’in de kapak konusu yaptığı genetiği değiştirilmiş gıdalar, ilk üretildikleri dönemden bu yana tartışmaların konusu oldu.

GDO NEDİR?
Bilimadamları 25 yıl önce, genleri DNA’dan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebilceklerini keşfettiler.

Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) deniyor.
Özellikle 1980’lerden sonra bitki biyoteknolojisi alanında önemli gelişmeler sağlandı. İlk transgenik (genetiği değiştirilmiş) ürün olan, uzun raf ömrüne sahip Flavr Savr domaesi 1996 yılında raflardaki yerini aldı. Bunu, gen aktarılmış mısır, pamuk, kolza ve patates izledi.

Bu yöntemle elde edilen bitkiler, ilaçlara ya da zararlılara karşı daha dirençli oluyor. Bu da kimyasal böcek ilaçlarının kullanılmasını azaltıyor. Günümüzde mısır ve pamuğun zararlılara, soya ve kanolanın böcek ilaçlarına, papaya ve kabağın da virüslere karşı dirençli olmasında GDO teknolojisi kullanılıyor.

Genlere müdahale ederek bitkilerin lezzet, besleyicilik ya da dayanıklılık gibi özelliklerini geliştirilebiliyor. İstanmeyen durum ve olaylara daha kolay müdahale edilebiliyor. Genetiği değiştirlmiş organizmaların özellikle aşı ve ilaç yapımında kullanılması önem kazanıyor. Susuzluğa dayanıklı bitki geliştirme çalışmaları ise halen devam ediyor.

AŞILARDA GENETİĞİ DĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER TAŞIYOR
Gıdaların genetiğinin değiştirilmesi ile ilgili tartışmlar devam ediyor ancak genetiği değiştirilmiş ürünler yeni değil. İnsülin geninin domuzlardan alınıp bir bakteriye aktarılmasıyla diyabet hastalarına insülin sağlanabiliyor. Tiroid ve büyüme hormonları genleri, hayvanlardan kesilerek bakterilere aktarılıyor ve hormon eksikliği olan insanlar faydalanabiliyor. Şekersiz yiyecekler kullanılan Aspartame maddesi de GDO’lardan üretiliyor.En önemlisi ise hepatit B aşısı başta olmak üzere bir çok aşının GDO’lardan elde ediliyor olması.

AÇLIĞA ÇARE Mİ?
Ayrıca genetik müdahale ile daha bol ürün elde edilemesi de teorik olarak mümkün. Bu özelliklerinden dolayı, GDO’yu savunanlar, bunun dünyada artan gıda ihtiyacın karşılanması konusunda cevap olabileceğini savunuyor.
ABD Tarım Bakanlığı’nın yaptırdığı bir araştırma ise GDO’lu ürünlerin daha yüksek verim sağladığının genel bir doğru olarak kabul edilemeyeceğini ortya koydu. Bu rapora göre verimin daha yüksek olduğu bölgeler olduğu gibi daha düşük olduğu bölgeler de var.

ELEŞTİRİLER
GDO teknolojisindeki gelişmeler ve bu tür bitkilerin daha yaygın olarak kullanılması ile birlikte GDO’lu ürünler hakkında tartışmalar da yoğunlaştı. GDO’lu ürünler özellikle insan sağlığı ve çevreye etkileri konusunda eleştirilerin merkezine yerleşti.

Konuyu sağlık açısından ele alan bazı bilimadamları, GDO içeren yiyeceklerin insan sağlığına zararlı olaileceğini savnuyor. Gen bitkinin içine yerleştirildiği için, onu tüketenlerin de risk altında olacağı, sağlık konusundaki eleştirilerde sık sık dile getiriliyor. GDO’ların hedef olan ürün hariç diğerlerinde nasıl bir etki yaptığı bilinmiyor. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dil getirilse de bunun doğruluğunu kanıtlayan bir araştırma henüz yapılmadı.

ÇEVREYE TEHDİT Mİ?
GDO’lu bitkilere getirilen eleştiriler önemli bir bölümü de doğal çevreye olan etkileri ile ilgili. Karşıt görüştekiler GDO içeren ürünlerinin tohumları çevreye karışıarak doğal ürünleri etkileyip yapısnı bozabileceğini savunuyor. GDO’lu ürünlerin doğal ortama yayılıp yaygınlaşması sonucunda böcek nüfusunun olumsuz etklilenmesi ve tüm ekosistemin çökme olasılığı da dile getirilen bir başka eleştiri. GDO’lu ürünlerin biyoçeşitliliği tehlikeye sokacağı ve biyolojik kirliliğe neden olacağı da yaygın endişeler arasında.

Türkiye'nin yeni gündemi artık GDO. Yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma... Mısır, domates, soya başta olmak üzere raflardaki pek çok ürünün hatta bebek mamasının "genetiği değişmiş olabilir"
Çıkan yönetmelikle alevlenen GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tartışması, birçok soruyu da beraberinde getirdi. SABAH, GDO ile ilgili tüm merak edilenleri, konunun uzmanlarına sorarak araştırdı. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na göre, hazırlanan yönetmelik, 10 yılı aşkın bir süredir kontrolsüz olarak Türkiye'ye giren GDO'lu ürünleri, kontrol altına alacak. Ancak konunun uzmanlar ve sivil toplum örgütleri, bu yönetmeliği yeterli bulmuyor. Uzmanlara göre, dünyada "Frankenştayn Gıdalar" olarak tanımlanan GDO ile ilgili en önemli sorun, hangi ürünün GDO'lu olduğunun belli olmaması ve normal şekilde ayırt edilememesi. Mısır, soya, pamuk ve kolza, genleriyle oynanmış ürünler arasında ilk sırada yer alıyor. GDO, "hayalet" gibi market raflarındaki bir çikolatada, pazardaki bir sebzede, bebek mamasında, bir içecekte veya bir ilacın içinde bulunabiliyor. En çok ithal edilen ürün olan mısırın 700-800 farlı ürün türevi marketlerde satılıyor. İşte uzmanların çarpıcı görüşleri:

'AYIRT EDİLEMEZ'
- Gökhan Günaydın (TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı):
"Bir ürünün genetiğinin değiştirilip, değiştirilmediğini anlamak mümkün değil. GDO'lu ürünlerin üzerine, 'GDO'ludur' yok. Bunlar her türlü gıdanın hammaddesi olarak kullanılabiliyor. İçtiğimiz içecekten, ilaçlara kadar her alanda karşımıza çıkabilirler. Türkiye'ye 1998'den bu yana en az 30 milyon ton GDO'lu mısır ve soya girdi. Bunlar hiçbir şekilde etiketlenmeden tüketildi. Şimdi 26 Ekim'de çıkan yönetmelik; 'Bunların içinde binde 9'dan daha fazla GDO'lu hammadde kullanılmışsa, GDO'ludur diye etiketlenecektir' diyor."

'KONTROL GELECEK'
- İbrahim Yetkin (Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı):
"GDO'lu ürünlerin bilim adamlarının ön görüleriyle zararlı ilan edildi, toplum da bunu kabul etti. İthal ettiğimiz ürünler, soya, mısır ve pamuk. Bunlar iç talebi karşılayamayıp, ithal ettiğimiz ürünler. Biz kendi iç talebimizi karşılayabilseydik, bu tartışmalara gerek kalmayacaktı. Asıl sıkıntı üretim yetersizliği. Türkiye bu ürünleri GDO'suz olarak istiyorsa tarıma destek artmalı, ithalata gerek kalmamalı."

'TEHLİKESİ YOK'

- Prof. Dr. Selim Çetiner (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi):
"AB üyesi 13 ülkeden 65 bilim insanının katılımıyla, bağımsız olarak yürütülen ve 3.5 yıl süren ENTRANSFOOD projesi, halen üretilip tüketilmekte olan genetiği değiştirilmiş ürünlerin insan sağlığı açısından en az klasik yöntemlerle elde edilen ürünler kadar güvenli olduğunu ortaya koymuştur."

BU ÜRÜNLERE DİKKAT

Genetiğiyle oynanmış pek çok ürün bulunuyor. İşte bazıları:
- Mısır, patates, domates, pirinç, soya, buğday, kabak, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, kasava, papaya.
- Bunların dışında genetiğini değiştirme çalışmaların devam ettiği ürünler: Muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz, kanola...
Mısır ve soya genleriyle oynanmış bitkiler arasında ilk sıralarda yer aldığı için bu bitkilerden üretilen yan ürünlerin kullanıldığı bütün ürünler GDO'lu olma riski taşıyor. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şrubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer alıyor. Örneğin; Bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk, GDO'lu olma riski taşıyan gıdaların başında geliyor.

GDO NEDİR?
İlk uygulaması 1994'te, ABD'de domatesler üzerinde yapılan GDO, "Modern biyoteknolojik yöntemler kullanılarak, bitkilerin yapılarının iyileştirilip geliştirilmesi" olarak tanımlanıyor. Örneğin, soğuğa karşı dayanıklılık kazandırılmak istenen domatese, bir balık geni aktarılması ile domates soğuğa daha fazla dayanıklı hale getiriliyor
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Sponsor Firma Videoları



















Tahir S. YAVUZ Tahir S. YAVUZ
Veteriner Tıbbi Ürünlerde Yeni Düzenlemeler
H.Yücel ASI H.Yücel ASI
Mineraller ve Mineral Eksiklikleri ve Akut Selenyum Zehirlenmeleri
Z. MISIRLIOĞLU Z. MISIRLIOĞLU
SALMONELLA Mücadele Etmesi Zor Sinsi Düşman
Remzi CİĞERLİ Remzi CİĞERLİ
Prof. Dr. Rüveyde Akbay; GERÇEK BİR SOSYAL MİMAR
Mehmet ALKAN Mehmet ALKAN
HAYVANCILIĞIMIZIN SONUNU HAZIRLIYOR
M.İhsan SOYSAL M.İhsan SOYSAL
Evcil Hayvanlarda Milli Eylem Planı Neden Gereklidir?
Güney GÖKÇELİK Güney GÖKÇELİK
SPİROKETOZİS
Oktay DEPREM Oktay DEPREM
PET BESLEME ALIŞKANLIĞI

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Kırmızı Ette İşlenmiş Ürünlere Göre Tercih Ettiğiniz Marka
















Tüm Anketler

hayvancilikhaber.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi


Altyapi: MyDesign Haber Sistemi