Şeker Piliç, Türkiye’de kurulan ilk tavukçuluk firmalarından biridir. 1960 yılında Bandırma’da Emek Tavukçuluk adıyla kuruldu. 1980’lerden sonra yatırımlarına hız verdi ve 1999 yılında unvanını Şeker Piliç olarak değiştirdi.
2000 yılında yüzde 15’i halka arz edilen Şeker Piliç, 11 üretim çiftliği, kuluçka ve kesim tesisleri, yem fabrikası, yaygın satış ve pazarlama ağı, yaklaşık bin çalışanı ile Türkiye’de beyaz et sektörünün en büyük 6 firması arasında yer alıyor. İleri işlenmiş ürünler, toplu tüketim ve piliç grubu olarak üç kategoride tüketiciye ulaşan Şeker Piliç'te toplam 100 adet ürün bulunuyor. Yıllık piliç eti üretim kapasitesi 60 bin ton, ileri işlenmiş ürün kapasitesi ise 6 bin ton olan Şeker Piliç, başta Türki Cumhuriyetler olmak üzere Orta ve Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyor. Şeker Piliç, Avrupa Birliği üye ülkelerine ihracat için ön izin numarası alan 6 tesisten biri olma özelliğini taşıyor.
Firmanın ürün çeşitliği, kapasitesi ve pazar yapısı hakkında bilgi verir misiniz?
Yıllık piliç eti üretim kapasitemiz 60 bin ton, ileri işlenmiş ürün kapasitemiz ise 6 bin ton. Şeker Piliç olarak 2008 yılı ve sonrasını kapsayacak ve ciddi bir büyüme trendini yakalayıp pazar payını artıracak yatırım kararları aldık.
Şeker Piliç olarak ürün gamımızı genişletmek için sürekli çalışıyoruz. Şu anda bütün ve parça piliç, ileri işlenmiş dediğimiz pişmeye hazır ürünler, şarküteri grubu, soslu ürünlerle tüketicilerin tüm ihtiyaçlarına uygun ürün gamımız mevcut.
Ürün gamımıza geçen iki ay içinde eklediğimiz ürünlere baktığımızda ise hamburger köftesi, formunu korumak isteyenlere özel geliştirdiğimiz Light Burger, şarküteri grubumuzda ise Şeker Biberli Salam, Şeker Kaşarlı Sucuklu Salam ve Şeker Jambon’u sayabilirim. Az önce de söylediğim gibi yeni ürün geliştirme konusunda oldukça aktif bir şirketiz ve 2008 yılında özellikle ileri işlenmiş ürün gamımızı artan üretim kapasitemize bağlı olarak daha da genişletmeyi planlıyoruz.
Sizi sektördeki diğer markalardan farklı kılan nedir?
Türkiye de Tavukçuluk sektörünün İlk kurucularındanız. O zamanlar da küçük müteşebbisler vardı.. Ciddi anlamda damızlık ithal eden, bu sektöre hizmet veren ilk firmayız diyebiliriz.
Türkiye ‘nin bugün 75 kesimhanesi var ve 10 tanesi Entegre. Şeker Piliç ilk 6 ‘da gibi görünmesine karşılık 2003 yılında devreye aldığımız soya işleme tesisimiz ile sektörde tam entegrasyonunu tamamlamış tek kuruluş konumuna getirmiştir. Organik kompost gübre üretimi tesisinin de devreye alınmasıyla birlikte tam entegrasyon konusunda şirketimiz sektördeki liderlik konumunu iyice pekiştirmiştir.
Şeker Piliç olarak sorumlu bir üretici olduğumuzu söyleyebilirim. Bu sorumluluk sadece ürün ve hizmetlerimizle sınırlı değil. Tabii ki gıda güvenirliğini sağlamak için gerekli şartların hepsini yerine getirmek durumundayız. Ancak bunun ötesinde gerçek amacımız sürekli değer yaratmaktır. Topluma faydalı olabilecek projeler yaratabilmek için gönüllü olmaktır. Kurumsal sosyal sorumluluk sadece iletişim odaklı olmadığından, yapılan yatırımın geri dönüsü çoğunlukla şirket dışındaki paydaşlara gider, bu da ancak gönüllü olma stratejisiyle gerçekleşebilir. Tüm tesislerimizde çevre dostu faaliyetler içinde olmaya da özen gösteriyoruz. 2004 yılında ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi alması da bunu kanıtı. 2001 yılında ISO 9001:2000 Kalite Sistem Belgesi alan Şeker Piliç, 2008 yılında yeni versiyona geçerek: Yürürlükten kaldırılan TSE HACCP TS 13001 belgemizin yerine ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi Etlik civciv, Etlik yumurta, Ticari yumurta, Piliç eti ve ürünleri (Bütün Piliç, Kanat,But, Göğüs,Sakatat, v.b), İleri işlem ürünleri(Salam, Sosis, Burger , v.b.), Kanatlı yem üretimini kapsayacak şekilde RİNA Belgelendirme kuruluşundan 29.07.2008 tarihi itibariyle belge kapsamına diğer birimlerini de ilave ederek genişletmiştir.
Sahip olmak istediğiniz pazar payı nedir?
Hedefimiz, bugün itibariyle yüzde 5-6 seviyesinde olan pazar payımızı yüzde 8-9’lara çekmek ve Türkiye’nin her noktasını Şeker lezzetiyle tanıştırmak.
2008 yılında gerçekleştirilen çalışmalarınızdan ve faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Bu bağlamda geleceğe yönelik hedefleriniz ve beklentileriniz nedir?
Kuş gribinden çıkılan bir dönemde geçen yıl satış fiyatlarının da yükselmesiyle birlikte karlı bir sezon geçirdik. Ama 2008 yılında tahıl fiyatlarının sürekli artması satış fiyatının üretim artışlarına paralel olarak kene gibi yaşanan olumsuz durumlara bağlı olarak düşmesi sonucu ilk altı aylık dönem karlılık açısından kötü bir dönem geçirmemize neden oldu. 2007 yıllarının sonuna doğru kesimhanemizde teknolojik yatırımlara başladık.
Kesim ve ileri işlem şarküteri tesislerine yönelik olarak toplam 3 milyon 500 bin YTL’lik yatırım yatırımlarımız tamamlanmak üzereyiz.. 900 bin YTL değerindeki ileri işlem ve şarküteri ürün grubunun makine yatırımları ile ileri işlem ve şarküteri ürün grubundaki kapasitelerimizi yüzde 50 oranında artıracak olup, 2,6 milyon YTL’lik kısmının ise kesimhanelerdeki teknolojiyi iyileştirmeye yönelik kullanılacak yatırımlarımız piliç eti üretim kapasitemizin % 50 daha fazla kapasiteye sahip 7 milyon YTL. Tutarında yatırımına başlanan yeni Kesimhane yatırımları ile beraber kullanmayı planlıyoruz.
Bununla birlikte, Eskişehir’e damızlık çiftlikleri kurmaya başladık. Eskişehir’de mevcut damızlık çiftliğimize ilave olarak ikinci ve üçüncü damızlık çiftliğini bitirmek üzereyiz. 4.sünün de inşaatına başlıyoruz. Söz konusu çiftliğin toplam 12 bin metrekare kapalı alanda, 70 bin damızlık hayvan yetiştirilmek üzere planlandık. Böylece, toplam yatırımın kümes ekipmanları ile beraber 15 milyon YTL civarında olacaktır.
2007 yılında aldığımız kararla mevcut şube sayımızı artırmaya karar vermiştik. 2007’de Bodrum şubesini açarak şube sayımızı yediye yükseltmiştik. Bu yılki hedefimiz ise bu rakamı 10’a çıkarmaktı. Bu konuda da ilk adımımızı Eskişehir şubemizi açarak attık. Ardından İzmir, Denizli ve Konya ‘da şubelerimizi de açarak şube sayımızı hedeflediğimiz rakamın üzerine 11 ‘e çıkarttık.
Kurumunuzun kalite ve hijyen konusunda öncelikleri nelerdir?
Bütün tesislerimiz gıda güvenliği konusunda başlıca standart olan HACCP (Hazard Analysis Critical Control Point) kuralları çerçevesinde faaliyet gösteriliyor. Bir gıda şirketi olmanın bilinciyle hareket ederek tüm teknolojik gelişmeler, tesis modernizasyonu ve çevre duyarlığının yanında halk sağlığını korumaya azami dikkat göstererek, hijyenik koşullarda üretim yapıyoruz. Entegre tesislerde yer alan laboratuvarlarda, üretimi yapılan tüm hayvanların sağlık durumu sürekli olarak kontrol altında tutuluyor.
Türkiye’deki tavuk ürünleri pazarını ve sektörün bir değerlendirmesini yapar mısınız?
Beyaz et sektörünün her yıl yüzde 10-15 büyüyor, geçen yıl 1 milyon 50 bin ton olan üretimin 2008’de 1 milyon 200 bin tona ulaşması hedeflendi. Brezilya’da yılda 10 milyon ton üretim yapılıyor ve bunun 3 milyon tonunun ihraç edilyor, ABD’li Tyson firması tek başına 3,7 milyon ton üretim yapıyori. Beyaz et sektöründe 40 civarında firmanın faaliyet göstermekte ve üretimin yüzde 60’lık bölümünün ise sektörün ilk altı firması tarafından yapılıyor.
Şu anda sektörün en önemli sorunlarından birinin yüksek maliyetler..Mısır Türkiye’de 350 dolarken, ABD’de ise bu rakam 200 dolar civarındadır. Soya fasulyesinin Türkiye’deki fiyatı 600 dolar, ABD’deki ise 450 dolardır. Bu farkın nedeni mısıra uygulanan yüzde 35’lik, soya fasulyesine uygulanan yüzde 8’lik vergidir. Ayrıca ara ve gemi nakliyesi de ton başına yaklaşık 110 dolar yük getiriyor.
Yüksek maliyet ve teşvik sorunu nedeniyle 2007 yılında sektörün toplam ihracatı 50 bin ton ile sınırlı kaldı. Bu ihracatın yarısı piliç eti, diğer yarısı da tavuk ayağıdır. Az önce de söylediğimiz gibi maliyetlerimiz hâlâ çok yüksek. Üstelik teşvik de alamıyoruz. Bugün AB ülkeleri üreticisine ton başına 430 Euro, ABD ise 600-700 dolar teşvik veriyor. Bizler sürekli destek istemiyoruz. Beş yıllık bir teşvik planı, bizlerin pazarımızı oturtmamıza yeter. Tabii bir de yıllardır süren ve bir türlü sonuç alamadığımız AB ülkelerine ihracat konusundaki maceramız da devam ediyor. Sektör olarak bir an önce bu konularda önümüzün açılmasını istiyoruz.
Türkiye'deki sektörü, dış ülkelerin pazarlarıyla kıyasladığınız da ortaya nasıl bir tablo çıkar?
Türkiye tavuk eti tüketiminde gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde. Ülkelere göre yıllık tüketimlere baktığımızda; ABD’de yaklaşık 50 kilogram, Suudi Arabistan’da 26 kilogram, AB’de 24 kilogram olduğunu görüyoruz. Ortadoğu ülkelerinde ise bu rakam 40 kilogram civarında. Türkiye’de ise kişi başı beyaz et tüketimi hala 14-15 kilogram arasında değişiyor. Türkiye tavuk etini sevmesine rağmen hala AB’nin tüketimine ulaşmış değil.
Sektörün önünde duran sorunlar olarak neleri görüyorsunuz? Sektörde yaşadığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir? Bu sorunların aşılması için neler yapılmalıdır?
Sektör haziran ayında dip yaptı ve son yılların en kötü ayını geçirdik diyebilirim. Şu anda maliyetlerimizin altında satış yapıyoruz. Ciddi bir arz-talep dengesizliği söz konusu. Bu sorunu aşmak için yapılması gereken en öncelikli iş ise ihracatın önündeki engellerin kaldırılması olacak. Şu anda yalnızca Kazakistan ve Azerbaycan’a ihracat yapabiliyoruz. Sektör olarak Rusya, Ukrayna, Irak gibi pazarlara açılmamız, AB ülkelerine olan ihracat sorunun bir an önce aşmamız şart. Aksi takdirde kayıp yıl olarak gördüğümüz 2008’den sonra, 2009 yılı da sektörümüz açısından son derece zorlu geçebilir.
Şeker Piliç olarak yeni projeleriniz nelerdir?
2008 yılında üretim rakamlarını 65 bin tona yükseltmeyi hedefliyoruz. 2008 için ciro hedefimiz ise 245 milyon YTL. ‘dır. ihracatta ise 2 milyon dolara ulaşmayı planlıyoruz. Şeker Piliç sektörel gelişmeler çerçevesinde gelecek planlarını daha uzun vadeli yapmaktadır
Şeker Piliç olarak 2009 yılı ve sonrasını kapsayacak ve ciddi bir büyüme trendini yakalayıp pazar payını artıracak yatırım kararları aldık. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ile kredi anlaşması yaptık ve 14 milyon YTL’lik uzun vadeli yatırım kredisi aldık. Bu kredi ile çok modern, yüksek kapasiteli, bir piliç işleme tesisinin yanı sıra, yine Eskişehir iline toplam 2 adet daha her biri 12 bin metrekarelik damızlık çiftliği kuruyoruz. Bu yatırımlarımız tamamlandığında Eskişehir ilinde toplan 4 adet damızlık çiftliğe sahip olacağız. Tüm bu yatırımların yakın bir zaman içinde tamamlanmasını bekliyoruz. Yatırımların geri dönüşünü ise 2009 yılının ikinci yarısından itibaren alacağımızı düşünüyoruz. Hedefimiz, bugün itibariyle yüzde 5-6 seviyesinde olan pazar payımızı yüzde 8-9’lara çekmek ve Türkiye’nin her noktasını Şeker lezzetiyle tanıştırmaktır.”
Şirketinizin tanıtım ve reklamlarında hangi mecraları tercih ediyorsunuz, sürekliliği sağlayabiliyor musunuz?
Genellikle Yazılı ve Görsel basın kullanmayı tercih ediyoruz. Bununla birlikte sosyal medyayı da kullanmaya çalışıyoruz.
Online yayıncılığı önemsiyor musunuz?
Online yayıncılığın oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda bu alana önemli yatırımlar olacağını ve sektörün ciddi büyüklüklere ulaşacağını tahmin ediyoruz.
Sektörümüz için önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.